Bir arkadaşınla oturup çay içtiğini düşün. Konu bir kitaptan açılıyor, oradan insanların okuma alışkanlıklarına geçiyorsunuz. Derken aklınıza çocukluğunuzdaki kitaplar geliyor. Biriniz bir anısını anlatıyor, ötekiniz kendi düşüncesini söylüyor. Konuşma boyunca ne bir şeyi ispatlamak zorundasınız ne de karşınızdakine mutlaka haklı olduğunuzu kabul ettirmek istiyorsunuz. İşte söyleşi türünün yazıdaki karşılığı da buna benzer.
Edebiyatta söyleşi (sohbet), yazarın bir konu hakkındaki düşüncelerini okuyucuyla konuşuyormuş gibi, içten ve rahat bir dille anlattığı yazı türüdür. Bu yazılarda günlük hayat, edebiyat, sanat, insan ilişkileri ve benzeri pek çok konu ele alınabilir. Yazar, okuyucuyla arasında resmî bir mesafe kurmak yerine onunla sohbet ediyormuş gibi yazar.
Peki, söyleşi türünün özellikleri nelerdir? Söyleşi ile deneme, makale ve röportaj arasındaki farklar nasıl anlaşılır? Aşağıda söyleşi türünü örnek bir metinle birlikte ele alıyoruz.
Söyleşi Türü Nedir?
Söyleşi, edebiyatta sohbet adıyla da bilinen öğretici yazı türlerinden biridir. Yazar, seçtiği konu hakkındaki düşüncelerini, karşısında bir okuyucu varmış gibi anlatır. Bunu yaparken günlük konuşma dilinden, sorulardan, anılardan, örneklerden ve bazen nüktelerden yararlanır.
Söyleşinin amacı, bir düşünceyi tartışmasız doğru ilan etmek veya okuyucuyu uzun kanıtlarla ikna etmek değildir. Daha çok bir konuya dikkat çekmek, düşünce paylaşmak ve okuyucuyla sıcak bir bağ kurmak amaçlanır.
Örneğin bir yazar kitap okumanın önemini anlatmak istiyorsa bunu yalnızca kitap okumanın yararlarını sıralayarak yapmak zorunda değildir. Çocukken okuduğu bir kitabı, o kitabın kendisinde bıraktığı izi veya bir arkadaşının kitaplarla kurduğu ilişkiyi anlatabilir. Böylece okuyucu, yazarın düşüncesine bir sohbetin akışı içinde ulaşır.
Edebiyat derslerinde kullanılan söyleşi kavramı ile gazetecilikteki söyleşi kavramını da ayırmak gerekir. Edebiyattaki söyleşi, yazarın kendi düşüncelerini sohbet havasında anlattığı bir yazı türüdür. Gazetecilikteki söyleşi ise çoğunlukla bir kişiyle yapılan görüşmenin soru ve cevaplar yoluyla aktarılmasını anlatır.
Söyleşi Türünün Özellikleri Nelerdir?
Söyleşiyi diğer yazı türlerinden ayıran en önemli özellik, yazarın okuyucuyla konuşuyormuş gibi bir anlatım kurmasıdır. Konu ne olursa olsun, bu yakınlık yazının temelini oluşturur.
Söyleşi türünün başlıca özellikleri şunlardır:
- Samimi bir anlatım kullanılır. Yazar, okuyucusuyla karşılıklı oturup konuşuyormuş gibi yazar.
- Günlük konuşma dilinden yararlanılır. Anlaşılması güç kelimelerden ve gereksiz yere uzatılmış cümlelerden kaçınılır.
- Yazarın kendi düşünceleri öne çıkar. Anlatılanlar, yazarın konuya nasıl baktığını gösterir.
- Her konuda yazılabilir. Edebiyat, sanat, kitaplar, insan ilişkileri, gündelik olaylar ve ortak yaşantılar söyleşiye konu olabilir.
- Kanıtlama zorunluluğu yoktur. Yazar, düşüncelerini bir bilim araştırması gibi kanıtlamak zorunda değildir.
- Okuyucuya doğrudan seslenilebilir. Soru cümleleri, küçük hatırlatmalar ve okuyucunun kendi hayatıyla ilişki kurmasını sağlayan ifadeler kullanılabilir.
- Anı ve örneklerden yararlanılabilir. Bir olay, kısa bir hikâye veya bir hatıra anlatılan düşünceyi daha anlaşılır kılabilir.
- Akıcı bir anlatım benimsenir. Konu gereksiz ayrıntılarla ağırlaştırılmaz.
- Mizaha ve nüktelere yer verilebilir. Uygun bir espri, okuyucunun ilgisini canlı tutabilir.
- Gazete ve dergilerde yayımlanabilir. Söyleşi türü, öğretici yazılar arasında yer alır ve kitaplarda da toplanabilir.
Bu özelliklerin hepsinin her yazıda aynı ölçüde bulunması gerekmez. Örneğin bazı söyleşilerde anılar öne çıkarken bazılarında soru cümleleri veya mizah daha belirgin olabilir.
Söyleşi Nasıl Yazılır?
Söyleşi yazmak için önce okuyucuyla hangi konu üzerine konuşacağınızı belirlemeniz gerekir. Ardından bu konuyu doğal bir konuşma akışı içinde anlatmalısınız.
1. Konuyu belirleyin.
Kitap okumak, dostluk, zamanın değeri, tabiat, sanat veya günlük hayatta karşılaşılan bir davranış söyleşi konusu olabilir. Önemli olan, konunun üzerine konuşmaya değer bir düşünce sunmasıdır.
2. Okuyucunun ilgisini çekecek bir giriş yapın.
Bir soruyla, gündelik bir olayla, kısa bir anıyla veya herkesin karşılaşabileceği bir durumla başlayabilirsiniz.
Örneğin: “Bir kitabı bitirdikten sonra hemen başka bir kitaba geçer misiniz, yoksa bir süre okuduğunuz kitap üzerine düşünür müsünüz?”
Bu soru, okuyucuyu daha ilk cümlede konuya davet eder.
3. Düşüncenizi örneklerle anlatın.
Söyleşide uzun açıklamalar yapmak yerine düşüncenizi somutlaştıran örnekler kullanabilirsiniz. Kendi gözlemlerinizden, anılarınızdan ve herkesin anlayabileceği olaylardan yararlanabilirsiniz.
4. Okuyucuyla konuşur gibi yazın.
Arada soru sorun, gerektiğinde okuyucunun verebileceği cevabı düşünün. Ancak her cümleyi soru biçiminde kurmayın. Doğal bir sohbetin akışını korumak daha önemlidir.
5. Sonuca doğal biçimde ulaşın.
Yazının sonunda bütün düşünceleri yeniden sıralamak zorunda değilsiniz. Başlangıçta ortaya koyduğunuz düşünceyi tamamlayan bir gözlem veya hatırlatma yeterli olabilir.
Söyleşide belirli bir plan bulunabilir; fakat okuyucunun bu planı hissetmesi gerekmez. Yazı, hazırlanmış bir ders notu gibi değil, düşüncelerin rahatça paylaşıldığı bir konuşma gibi ilerlemelidir.
Söyleşi Örneği: Bir Kitabı Bitirince
Aşağıdaki metin, söyleşi türünün özelliklerini göstermek amacıyla hazırlanmış özgün bir örnektir.
Bir Kitabı Bitirince
Bir kitabı bitirince ne yaparsınız? Hemen kapağını kapatıp başka bir kitaba mı geçersiniz, yoksa son sayfayı okuduktan sonra bir süre öylece oturur musunuz?
Ben bazen ikinci yolu seçiyorum. Kitabın son sayfasını çevirdikten sonra masanın üzerinde bırakıyor, aklımda kalan cümleleri düşünmeye çalışıyorum. Kimi kitaplar vardır, okurken bitmesini istersiniz. Kimi kitaplar da vardır, bitince keşke biraz daha sürseydi dersiniz. Aradaki fark yalnızca kitabın uzunluğundan mı kaynaklanır dersiniz?
Bence hayır. Bazen bir kitap, hiç gitmediğimiz bir yere götürür bizi. Bazen yıllardır düşündüğümüz bir meseleyi önümüze koyar. Bazen de kendi kendimize sormaya çekindiğimiz bir soruyu sorar. Kitabı kapatırız ama soru bizimle kalır.
Bir de okuduğumuz kitabı başkalarına anlatma meselesi var. Bir arkadaşımız sorar: “Nasıl bir kitaptı?” Hemen cevap veririz: “Güzeldi.” Peki, neden güzeldi? Bizi düşündürdüğü için mi, kahramanlarını sevdiğimiz için mi, yoksa kendi hayatımızdan bir parça bulduğumuz için mi?
İşte burada durup düşünmek gerekiyor. Bir kitabı okumuş olmak başka, onu anlamak başka. Kitabın sayfalarını bitirebiliriz; fakat anlattığı düşünce üzerinde hiç durmamışsak ondan yanımıza ne aldığımızı bilemeyiz.
Elbette her kitapta derin anlamlar aramak zorunda değiliz. Bazen yalnızca hoşça vakit geçirmek, güzel bir hikâyenin peşinden gitmek de yeterlidir. Her okumanın sonunda bir ders çıkarmaya çalışmak, insanın kitaptan alacağı zevki bile azaltabilir.
Yine de sevdiğimiz kitapları başkalarıyla konuşmakta fayda var. Belki bizim fark etmediğimiz bir ayrıntıyı arkadaşımız görmüştür. Belki onun sevdiği bir karakteri biz hiç önemsememişizdir. Aynı kitabı okuyup farklı düşüncelere ulaşmak ne güzel bir şeydir!
Öyleyse bir dahaki sefere bir kitabı bitirdiğinizde hemen yeni bir kitaba geçmeyin. Birkaç dakika durun ve kendinize sorun: Bu kitaptan aklımda ne kaldı? Bir cümle, bir insan, bir olay veya yalnızca bir duygu… Mutlaka bir şey kalmıştır.
Belki de okumanın en güzel yanı budur. Kitap kapanır, fakat onunla başlayan düşünce yaşamaya devam eder.
Örnek metnin özellikleri
Bu metinde söyleşi türünün başlıca özellikleri görülür:
- Okuyucuya doğrudan sorular yöneltilmiştir.
- Günlük konuşma diline yakın, rahat bir anlatım kullanılmıştır.
- Yazarın düşünceleri ve değerlendirmeleri öne çıkmıştır.
- Kitap okuma alışkanlığı gibi herkesin ilişki kurabileceği bir konu seçilmiştir.
- Düşünceler uzun kanıtlarla savunulmamış; sorular ve örneklerle anlatılmıştır.
- Sonuç bölümü, okuyucuyu yeni bir düşünceye davet ederek tamamlanmıştır.
Söyleşi ile Deneme Arasındaki Farklar
Söyleşi ve deneme birbirine benzeyen iki yazı türüdür. Her ikisinde de yazarın düşünceleri önemli yer tutar ve anlatım makale kadar resmî olmak zorunda değildir. Ancak okuyucuyla kurulan ilişki ve düşüncenin işlenişi bakımından ayrılırlar.
| Özellik | Söyleşi | Deneme |
|---|---|---|
| Anlatım | Okuyucuyla konuşuyormuş gibi, sıcak ve içten | Daha serbest, sorgulayıcı ve düşünce ağırlıklı olabilir |
| Okuyucuyla ilişki | Okuyucuya doğrudan seslenme ve soru sorma sık görülür | Yazar kendi düşüncelerini daha bağımsız biçimde izleyebilir |
| Konu işleyişi | Konu genellikle fazla derinleştirilmeden ele alınır | Bir düşünce daha geniş biçimde sorgulanabilir |
| Amaç | Bir konu hakkında düşünce paylaşmak ve okuyucuyla yakınlık kurmak | Bir konu üzerinde kişisel düşünce geliştirmek ve sorgulamak |
| Ortak yön | Yazarın düşünceleri ve rahat anlatımı öne çıkabilir | Yazarın düşünceleri ve rahat anlatımı öne çıkabilir |
Bu ayrımlar kesin sınırlar olarak düşünülmemelidir. Bazı denemeler de okuyucuyla konuşuyormuş gibi yazılabilir; bazı söyleşilerde ise oldukça derin düşüncelere yer verilebilir. Türü belirleyen yalnızca tek bir özellik değil, yazının bütünü ve anlatım biçimidir.
Söyleşi ile Makale Arasındaki Farklar
Makale, bir konu hakkında bilgi vermek veya bir düşünceyi gerekçeleriyle ortaya koymak amacıyla yazılabilir. Söyleşide ise yazarın okuyucuyla sıcak bir ilişki kurması ve düşüncelerini sohbet havasında paylaşması daha belirgindir.
| Özellik | Söyleşi | Makale |
|---|---|---|
| Üslup | İçten, rahat ve konuşmaya yakın | Daha ciddi ve düzenli |
| Düşüncenin sunuluşu | Yazar kendi görüşlerini paylaşır | İddialar gerekçelerle ve gerektiğinde kaynaklarla desteklenir |
| Anlatım | Soru cümleleri, anılar ve günlük örnekler kullanılabilir | Açıklamalar ve kanıtlar daha belirgin olabilir |
| Okuyucuyla ilişki | Doğrudan seslenme sık görülür | Bilgi verme ve düşünceyi açıklama öne çıkar |
| Dil | Günlük konuşma diline yakın | Konuya göre daha resmî bir dil kullanılabilir |
Kısacası söyleşi, okuyucuya bir konu üzerine konuşma hissi verir. Makale ise bir konuyu daha düzenli biçimde açıklamaya veya bir düşüncenin dayanaklarını ortaya koymaya yönelir.
Edebiyatta Söyleşi ile Gazetecilikte Söyleşi Aynı Şey midir?
Hayır. Günlük kullanımda aynı kelimeyle anılsalar da iki ayrı kullanım söz konusudur.
Edebiyatta söyleşi (sohbet): Bir yazarın kendi düşüncelerini, okuyucuyla konuşuyormuş gibi yazıya dökmesidir. Yukarıdaki örnek metin bu türdedir.
Gazetecilikte söyleşi: Bir kişiyle yapılan görüşmenin soru ve cevaplar aracılığıyla aktarılmasıdır. Örneğin bir yazarla yeni kitabı üzerine yapılan görüşmede gazeteci sorular sorar, yazar cevap verir.
Gazetecilikte yapılan bu tür görüşmeler bazen röportaj kavramıyla da anılır. Ancak röportaj, görüşmenin ötesinde araştırma, gözlem, farklı kaynaklardan bilgi toplama ve olayın çeşitli yönlerini anlatma gibi unsurlar da içerebilir.
Bu nedenle edebiyat dersinde “söyleşi türünün özellikleri” soruluyorsa çoğunlukla sohbet yazısı kastedilir. Bir yazarla yapılan soru-cevaplı görüşme ise farklı bir anlatım biçimidir.
Türk Edebiyatında Söyleşi Türünün Önemli Yazarları
Türk edebiyatında sohbet türünün gelişmesinde gazete ve dergilerde yazan birçok yazarın katkısı olmuştur. Eserleriyle bu türün tanınmasına yardımcı olan başlıca isimlerden bazıları şunlardır:
- Ahmet Rasim: Ramazan Sohbetleri ve Muharrir Bu Ya adlı eserleriyle anılır.
- Şevket Rado: Eşref Saati, Saadet Yolu ve Hayat Böyledir adlı eserleriyle tanınır.
- Nurullah Ataç: Söyleşi türündeki yazıları ve eleştiri yazılarıyla edebiyat dünyasında önemli bir yer edinmiştir.
- Melih Cevdet Anday: Dil ve edebiyat üzerine yazılarıyla tanınır.
- Suut Kemal Yetkin: Edebiyat Söyleşileri adlı eseriyle bu türün bilinen temsilcileri arasındadır.
- Ahmet Kabaklı: Sohbetler adlı eseriyle anılır.
- Haldun Taner: Hak Dostum Diye Başlayalım Söze adlı eseriyle sohbet yazıları alanında tanınır.
- Yahya Kemal Beyatlı: Tarih Musahabeleri adlı eseriyle bu türün tarihî ve kültürel konulara yönelen örnekleri arasında yer alır.
Bu isimler ve eserleri hakkında daha ayrıntılı bilgi için EBA’nın 11. sınıf Türk Dili ve Edebiyatı ders materyalindeki “Sohbet ve Fıkranın Özellikleri” sunumunu inceleyebilirsiniz.
Söyleşi Türü Hakkında Sık Sorulan Sorular
Söyleşi türünün diğer adı nedir?
Edebiyatta söyleşi türü, sohbet adıyla da bilinir. Ders kitaplarında genellikle “sohbet (söyleşi)” biçiminde ifade edilir.
Söyleşi türünün en önemli özelliği nedir?
Yazarın okuyucuyla konuşuyormuş gibi samimi, içten ve rahat bir dil kullanmasıdır.
Söyleşi hangi konularda yazılır?
Edebiyat, sanat, kitaplar, insan ilişkileri, gündelik olaylar ve ortak yaşantılar gibi pek çok konuda yazılabilir.
Söyleşi türünde kanıtlama zorunluluğu var mıdır?
Hayır. Söyleşide yazar kendi düşüncelerini sohbet havasında paylaşır. Bir makaledeki gibi bütün görüşlerini kanıtlarla ortaya koyma zorunluluğu bulunmaz.
Söyleşi ile röportaj arasındaki fark nedir?
Edebiyattaki söyleşi, yazarın kendi düşüncelerini konuşma havasında anlattığı yazıdır. Röportaj ise çoğunlukla bir kişi, olay veya yer hakkında görüşme, gözlem ve araştırma yoluyla bilgi toplanmasını ve bunların yazıya aktarılmasını içerir.
Söyleşi yazısında soru cümleleri kullanılabilir mi?
Evet. Yazar, okuyucuya doğrudan soru sorabilir ve onunla konuşuyormuş gibi bir anlatım kurabilir. Ancak soru cümleleri kullanmak zorunlu değildir.
Söyleşi türü hangi yayınlarda görülür?
Gazete ve dergilerde yayımlanır; daha sonra kitaplarda bir araya getirilebilir. İnternet yayınlarında da sohbet yazıları yayımlanabilir.
Sonuç
Söyleşi, bir düşünceyi okuyucuyla paylaşmanın en sıcak yollarından biridir. Yazar, karşısında kendisini dinleyen biri varmış gibi konuşur; bazen bir anısını anlatır, bazen bir soru sorar, bazen de günlük hayattan aldığı küçük bir örnekle önemli bir düşünceyi açıklar.
Bu türün değerini yalnızca kullanılan soru cümlelerinde veya rahat anlatımında aramamak gerekir. Asıl önemli olan, okuyucuyla kurulan yakınlıktır. Okuyucu bir söyleşiyi okurken yalnızca bilgi edinmez; aynı zamanda kendi düşünceleriyle karşılaştırma yapma fırsatı bulur.
İyi bir söyleşi yazarı, okuyucuya ne düşünmesi gerektiğini buyurmaz. Bir konuya birlikte bakmayı, ayrıntıları fark etmeyi ve bazen bildiğimizi sandığımız şeyleri yeniden değerlendirmeyi önerir.
Söyleşi türünü tanımak isteyen öğrenciler için en iyi yol, bu özellikleri bir örnek metin üzerinde incelemek ve ardından aynı anlatım biçimiyle kısa bir yazı denemektir.
Kaynaklar ve ileri okuma