Bir işi yapmakla o işin sorumluluğunu taşımak aynı şey midir? Diyelim ki odanızı toplamanız istendi. Yalnızca biri söylediği için mi toplarsınız, yoksa yaşadığınız yeri düzenli tutmanın sizin de göreviniz olduğunu düşündüğünüz için mi?
Aradaki fark ilk bakışta küçük görünebilir. Fakat insanın davranışlarını belirleyen önemli ayrımlardan biridir. Sorumluluk, yalnızca bir işi yapmak değil, üstlendiğimiz görevin ne anlama geldiğini bilmek ve sonucunu da sahiplenmektir.
Bazen bir sözümüzü tutmak, bazen yaptığımız bir hatayı kabul etmek, bazen de kimsenin bizi uyarmasını beklemeden üzerimize düşeni yapmak gerekir. İşte sorumluluk, tam da bu gibi durumlarda ortaya çıkar.
Sorumluluk ile ilgili kısa hikâyeler, bu değeri çocuklara ve gençlere anlatmanın etkili yollarından biridir. Çünkü bir davranışın doğru olduğunu söylemek başka, o davranışın neden önemli olduğunu bir olay üzerinden göstermek başkadır.
Bu yazıda sorumluluk üzerine beş özgün hikâyeyi, her birinin konusunu, ana fikrini ve verdiği mesajı ele alacağız.
1. Sorumluluk ile İlgili Kısa Hikâye: Unutulan Fidan
Okulun bahçesinde küçük bir fidan dikilmişti. Öğretmen, öğrencilerin bu fidanı sırayla sulamasını istedi. Her öğrenciye bir gün ayrılmış, böylece fidanın bakımını birlikte üstlenmeleri kararlaştırılmıştı.
İlk hafta her şey yolunda gitti. Öğrenciler sırası geldiğinde sulama kabını alıyor, fidanın çevresindeki toprağı kontrol ediyor ve görevini tamamlıyordu.
Bir perşembe günü sıra Mert’e gelmişti. Ancak o gün okuldan çıkarken arkadaşlarıyla futbol oynamaya daldı. Eve döndüğünde de sulama görevini unuttu.
Ertesi sabah öğretmen bahçeye çıktığında fidanın toprağının kuruduğunu gördü.
“Dün kim sulayacaktı?” diye sordu.
Mert başını öne eğdi. Arkadaşlarının kendisini suçlamasından çekindi. İsterse hiç konuşmayabilirdi. Öğretmeni belki de kimin görevli olduğunu unutmuştu.
Fakat bir süre sonra elini kaldırdı.
“Öğretmenim, dün benim günümdü. Oynamaya dalıp unuttum. Özür dilerim. Bugün de gelip toprağını kontrol edebilir miyim?”
Öğretmeni başını salladı.
“Elbette. Ama unutma, bu fidan yalnızca bugün değil, büyüyene kadar bakıma ihtiyaç duyacak.”
Mert o gün fidanı suladı. Sonraki günlerde de sırası geldiğinde görevini yerine getirdi. Üstelik yalnızca kendi gününü beklemedi; fidanın toprağının çok kuruduğunu gördüğünde öğretmenine haber verdi.
Aylar sonra fidanın yeni dallar verdiğini gördüler. Mert, o küçük ağacın büyümesinde kendisinin de emeği olduğunu biliyordu.
Bir gün öğretmeni ona sordu:
“Fidanın büyümesinde en çok ne etkili oldu?”
Mert biraz düşündü.
“Sanırım onu yalnızca bir gün sulamamız değil, bakımını unutmamamız.”
Öğretmeni gülümsedi. Mert de artık bir sorumluluğun yalnızca başladığı gün değil, devam etmesi gereken bütün zaman boyunca önemli olduğunu anlamıştı.
- Hikâyenin konusu: Mert’in okul bahçesindeki fidanın bakımını üstlenmesi ve görevini unuttuğunda sorumluluğunu kabul etmesi.
- Ana fikri: Sorumluluk, yalnızca bir görevi üstlenmek değil, onu devamlılık göstererek yerine getirmektir.
- Verdiği mesaj: Bir işi bir defa yapmak yeterli değildir. Üstlendiğimiz görevin gereğini zamanında ve düzenli biçimde yerine getirmeliyiz.
2. Kütüphanenin Kitabı
Zeynep, okul kütüphanesinden çok sevdiği bir hikâye kitabını ödünç almıştı. Kitabı birkaç gün içinde bitirdi. Ancak son sayfaları okurken kitabın kapağının kenarının yırtıldığını fark etti.
Kitabı ilk aldığında da kapakta küçük bir yıpranma vardı. Fakat şimdi yırtık daha belirgindi.
Zeynep kitabı çantasına koydu ve ertesi gün kütüphaneye götürdü. Kütüphane görevlisi kitabı teslim alırken kapağa baktı.
“Bu yırtık kitap sende mi oldu?” diye sordu.
Zeynep biraz düşündü. Kitabın eski hâlini hatırlıyordu. İsterse zaten yıpranmış olduğunu söyleyebilirdi.
“İlk aldığımda da biraz yıpranmıştı ama son sayfaları okurken elimden kaydı ve kapağı daha fazla yırtıldı. Benim de dikkatsizliğim oldu,” dedi.
Görevli kitabı inceledi.
“Bunu söylediğin için teşekkür ederim. Kitapları birçok öğrenci okuyor. Bir kitabın korunması, senden sonra okuyacak çocukları da ilgilendiriyor.”
Zeynep kitabın onarılmasına yardımcı olmak istediğini söyledi. Görevli de ona eski kapakların nasıl yenilendiğini gösterdi. Birlikte kitabın kapağını onardılar.
Zeynep o gün eve dönerken düşündü. Kitabı yalnızca kendisi okumamıştı; kendisinden sonra başka öğrenciler de okuyacaktı. Demek ki bir eşyayı korumak, yalnızca ona sahip olan kişinin değil, onu kullanan herkesin sorumluluğuydu.
- Hikâyenin konusu: Zeynep’in ödünç aldığı kitabın zarar görmesi üzerine durumu saklamadan açıklaması ve onarılmasına yardımcı olması.
- Ana fikri: Başkasına ait eşyaları özenle kullanmak ve verdiğimiz zararın sorumluluğunu üstlenmek gerekir.
- Verdiği mesaj: Bir eşyayı geçici olarak kullanıyor olsak bile onu bizden sonra kullanacak insanları düşünmeliyiz.
3. Takımın Eksik Sunumu
Üç arkadaş, okulda yapacakları sunum için bir grup oluşturmuştu. Öğretmenleri, her öğrencinin sunumda ayrı bir konu anlatmasını istemişti.
Ali görselleri hazırlayacak, Ece metni düzenleyecek, Kerem ise konuyla ilgili örnekleri araştıracaktı.
İlk iki gün herkes görevini yerine getirdi. Ancak Kerem, araştırmasını son güne bıraktı. O gün de arkadaşlarıyla vakit geçirince çalışmasını tamamlayamadı.
Sunumdan bir gün önce Ali ve Ece bir araya geldi. Kerem’in hazırlaması gereken bölüm hâlâ eksikti.
Ali kızdı.
“Bize söz vermiştin. Şimdi bütün sunumu yeniden düzenlemek zorunda kalacağız.”
Kerem önce kendisini savunmaya çalıştı. Başka işleri olduğunu, zaman bulamadığını söyledi. Fakat bir süre sonra arkadaşlarının haklı olduğunu anladı.
“Size zamanında haber vermeliydim. Görevimi yapmadım. Şimdi birlikte tamamlayalım, benim bölümümü bu akşam hazırlayacağım.”
Kerem eve gidince araştırmasını tamamladı. Ertesi gün okula erken geldi ve sunumu arkadaşlarıyla birlikte yeniden düzenledi.
Sunum başladığında üçü de kendi bölümlerini anlattı. Öğretmenleri çalışmayı beğendi.
Ders çıkışında Kerem arkadaşlarına teşekkür etti.
“Beni beklemek zorunda kaldınız. Bir dahaki sefere yetiştiremeyeceksem son güne bırakmadan haber vereceğim.”
Ali gülümsedi.
“Önemli olan sadece işi bitirmek değil, birlikte çalıştığımız insanları da düşünmek.”
Kerem o gün bir grup çalışmasında kendi görevinin başkalarının emeğini de etkilediğini anlamıştı.
- Hikâyenin konusu: Grup çalışmasında görevini zamanında tamamlamayan Kerem’in hatasını kabul ederek arkadaşlarıyla birlikte çözüm araması.
- Ana fikri: Üstlendiğimiz görevleri yerine getirmediğimizde yalnızca kendimizi değil, birlikte çalıştığımız insanları da etkileriz.
- Verdiği mesaj: Sorumluluk sahibi olmak, verilen işi zamanında yapmak ve bir aksaklık yaşandığında bunu zamanında bildirmektir.
4. Misket’in Mama Kabı
Elif, mahalledeki küçük kediyi çok seviyordu. Her gün okuldan dönerken onu apartmanın önünde görür, biraz sever ve yoluna devam ederdi.
Bir gün kedinin soğukta titrediğini fark etti. Eve gidip annesine durumu anlattı.
“Anne, ona bir kap mama koysak olur mu?”
Annesi gülümsedi.
“Elbette, fakat bir hayvanın bakımını üstlenmek yalnızca önüne mama koymak değildir. Her gün ne yiyeceğini, suyunun bulunup bulunmadığını ve hasta olup olmadığını da düşünmek gerekir.”
Elif bunu kabul etti. Annesiyle birlikte kediyi veterinere götürdüler ve bakım ihtiyaçları hakkında bilgi aldılar. Aile, kediyi sahiplenmeye karar verdi. Adını da Misket koydular.
Elif’e mama ve su kaplarını kontrol etme görevi verildi. Babası ise sağlık kontrollerini ve veteriner ziyaretlerini üstlendi. Annesi de kumunun ve yaşadığı yerin temizliğine dikkat ediyordu.
İlk günler Elif büyük bir heyecanla Misket’in bakımını yaptı. Ancak zaman geçtikçe bazen oyun oynamak istediği için mama saatini geciktirdiğini fark etti.
Bir akşam annesi ona sordu:
“Bugün Misket’in suyunu kontrol ettin mi?”
Elif birden hatırladı. Hemen gidip kabı kontrol etti ve suyunu yeniledi.
O günden sonra mama ve su saatlerini küçük bir kâğıda yazdı. Böylece oyun oynarken bile görevini unutmadı.
Elif artık bir hayvanı sevmenin yalnızca onu okşamak olmadığını anlamıştı. Sevgi, bakımını üstlendiğimiz bir canlının ihtiyaçlarını da gözetmeyi gerektiriyordu.
- Hikâyenin konusu: Elif’in ailesiyle birlikte sahiplendiği kedinin bakımını üstlenmesi ve görevlerini düzenli biçimde yerine getirmeyi öğrenmesi.
- Ana fikri: Bir canlının bakımını üstlenmek, onun ihtiyaçlarını düzenli olarak karşılamayı gerektirir.
- Verdiği mesaj: Sevgi, yalnızca güzel sözlerle veya geçici bir ilgiyle gösterilmez. Üstlendiğimiz bakım görevlerini yerine getirmek de sevginin bir parçasıdır.
5. Açık Kalan Musluk
Emir, babasıyla birlikte mahalledeki parka gitmişti. Parkta oyun oynadıktan sonra ellerini yıkamak için çeşmenin yanına gitti.
Musluğun açık kaldığını ve suyun boşa aktığını fark etti. Önce etrafına baktı. Yakınlarda kimse görünmüyordu.
Musluğu kapatmaya çalıştı ama kolu sıkışmıştı. Birkaç kez denedi, yine de kapanmadı.
“Birisi gelip kapatır herhâlde,” diye düşündü ve oyun alanına dönmek üzere hareketlendi.
Birkaç adım attıktan sonra durdu. Suyun hâlâ aktığını gördü. Babasının yanına giderek durumu anlattı.
Babası birlikte çeşmenin yanına geldiler. Musluğu zorlamadan kapatmayı denediler ancak başarılı olamadılar. Bunun üzerine park görevlisini bulup haber verdiler.
Görevli musluğu onardı ve Emir’e teşekkür etti.
“Bunu fark etmeseydin su uzun süre boşa akabilirdi,” dedi.
Emir babasına döndü.
“Ben kapatamadım ama haber verdim. Yine de görevimi yapmış sayılır mıyım?”
Babası gülümsedi.
“Bir sorunu fark ettiğinde yapabileceğin şeyi yapmak, yetmediğinde de doğru kişiden yardım istemek sorumluluktur. Her işi tek başına çözmek zorunda değilsin.”
Emir o gün önemli bir şey öğrendi. Bir sorumluluğu yerine getirmek, her zaman sorunu kendi başına çözmek anlamına gelmez. Bazen yapılması gereken en doğru şey, sorunu fark edip çözebilecek kişiye haber vermektir.
- Hikâyenin konusu: Emir’in parkta açık kalan musluğu fark ederek suyun boşa akmasını önlemek için harekete geçmesi.
- Ana fikri: İnsan, çevresinde fark ettiği sorunlara karşı duyarsız kalmamalı ve yapabileceği ölçüde çözümün parçası olmalıdır.
- Verdiği mesaj: Sorumluluk yalnızca bize verilen görevlerle sınırlı değildir. Ortak kullandığımız yerleri ve imkânları korumak da hepimizin görevidir.
Sorumluluk Nedir?
Sorumluluk, insanın üstlendiği görevleri yerine getirmesi, verdiği sözleri tutması ve davranışlarının sonuçlarını kabul etmesidir.
Bir öğrenciye ödevini yapma görevi verilebilir. Fakat sorumluluk, ödevi yalnızca öğretmen kontrol edecek diye tamamlamaktan daha fazlasıdır. Öğrencinin öğrenmek için çaba göstermesi, zamanını düzenlemesi ve yaptığı çalışmanın kendisine ait olmasını sağlaması da bu anlayışın içindedir.
Sorumluluğu anlamanın iyi bir yolu, yaptığımız işin kimin hayatını etkilediğini düşünmektir.
Örneğin:
- Bir fidanı sulamak, onun büyümesine katkıda bulunmaktır.
- Ödünç alınan kitabı korumak, bizden sonra okuyacak kişiyi düşünmektir.
- Grup çalışmasında görevini yapmak, arkadaşlarının emeğine saygı göstermektir.
- Bir hayvanın bakımını üstlenmek, onun ihtiyaçlarını düzenli biçimde karşılamaktır.
- Ortak kullanılan bir yerdeki sorunu bildirmek, çevremize karşı duyarlı davranmaktır.
Görüldüğü gibi sorumluluk yalnızca bize söylenen işleri tamamlamak değildir. Bazen bir ihtiyacı fark edip kendiliğimizden harekete geçmektir.
Sorumluluk Sahibi İnsanların Özellikleri Nelerdir?
Sorumluluk sahibi bir insanın her zaman hatasız olması beklenmez. Asıl önemli olan, karşılaştığı durumlarda nasıl davrandığıdır.
Bu insanların öne çıkan davranışları şunlardır:
- Verdiği sözleri yerine getirmeye çalışırlar.
- Üstlendikleri işleri sürekli ertelemezler.
- Yaptıkları hataları başkalarına yüklemek yerine kabul ederler.
- Bir işin sonucunu ve kimleri etkileyebileceğini düşünürler.
- İhtiyaç duyduklarında yardım istemekten çekinmezler.
- Ortak kullanılan eşyalara ve alanlara özen gösterirler.
- Başladıkları işi tamamlamak için çaba gösterirler.
- Yapamayacakları bir işi üstlendiklerinde bunu zamanında bildirirler.
Burada önemli bir ayrıntı var: Sorumluluk sahibi olmak, insanın bütün işleri tek başına yapması demek değildir. Gerektiğinde yardım istemek de doğru bir davranıştır. Emir’in musluğu tek başına onaramaması onun sorumsuz davrandığını göstermez. Sorunu fark etmiş, yapabildiğini denemiş ve görevliye haber vermiştir.
Günlük Hayatta Sorumluluk Örnekleri
Sorumluluğu anlamak için büyük olaylar beklemeye gerek yoktur. Her gün karşılaştığımız küçük durumlar, bu davranışı geliştirebileceğimiz fırsatlar sunar.
| Alan | Sorumlu davranış örneği |
|---|---|
| Evde | Odasını toplamak, kendisine verilen işleri yapmak |
| Okulda | Ödevlerini zamanında hazırlamak, sınıf eşyalarını korumak |
| Arkadaşlıkta | Verdiği sözü tutmak, ortak çalışmada görevini yerine getirmek |
| Doğada | Çöp atmamak, bitkileri ve canlıları korumak |
| Hayvan bakımında | Mama, su ve sağlık ihtiyaçlarını gözetmek |
| Alışverişte | İhtiyaç kadar tüketmek, alınan ürünlere özen göstermek |
| İnternette | Paylaştığı bilgilerin doğruluğunu kontrol etmek, başkalarının emeğine saygı göstermek |
Bu örneklerin her birinde ortak bir özellik bulunur: İnsan, yaptığı davranışın yalnızca kendisini değil, çevresindekileri de etkileyebileceğini düşünür.
Görev ile Sorumluluk Arasındaki Fark Nedir?
Bu iki kavram birbirine yakın olsa da aynı anlama gelmez.
Görev, bir insandan yapması beklenen iştir. Sorumluluk ise o işi üstlenmek, gereğini yerine getirmek ve sonucunu sahiplenmektir.
Örneğin öğretmeniniz size sınıf kitaplığını düzenleme görevi verdi. Kitapları rafa yerleştirmek görevinizdir. Ancak kitapları doğru yerlere koymak, zarar görmelerini önlemek ve işi tamamladığınızdan emin olmak sorumluluk anlayışıyla ilgilidir.
Bir başka örnek düşünelim. Bir arkadaşınıza saat üçte buluşacağınıza söz verdiniz. Saat üçte orada bulunmak yalnızca bir randevuya uymak değildir. Söz verdiğiniz insanın zamanına da saygı göstermektir.
Bu nedenle görev ile sorumluluğu birbirinden tamamen ayrı düşünmemek gerekir. Görev, sorumluluğun yerine getirileceği işi gösterir; sorumluluk ise o iş karşısında nasıl davranacağımızı belirler.
Sorumluluk Bilinci Nasıl Kazandırılır?
Sorumluluk, yalnızca öğüt dinleyerek kazanılan bir özellik değildir. İnsan, günlük hayatında üstlendiği küçük işleri tamamladıkça bu davranışı geliştirir.
Çocuklara sorumluluk kazandırmak için yaşlarına uygun görevler verilebilir. Örneğin oyuncaklarını toplamak, okul çantasını hazırlamak, evcil hayvanın bakımına ailesiyle birlikte katılmak veya bitkileri sulamak başlangıç olabilir.
Burada dikkat edilmesi gereken konu, çocuğa verilen görevin yaşına ve gücüne uygun olmasıdır. Bir çocuktan yapamayacağı bir işi beklemek veya bütün aile yükünü ona bırakmak sorumluluk öğretmek değildir.
Ayrıca yapılan hataların da öğrenme fırsatı olarak görülmesi gerekir. Çocuk bir işi unuttuğunda hemen onun yerine yapmak yerine, neden unuttuğunu düşünmesine ve bir sonraki sefer neyi farklı yapabileceğini bulmasına yardımcı olunabilir.
Sorumluluk kazanmanın birkaç önemli yolu vardır:
- Küçük ve yerine getirilebilir görevlerle başlamak.
- Verilen görevin neden önemli olduğunu açıklamak.
- Yapılan işin sonucunu göstermek.
- Hata yapıldığında bunu düzeltmek için fırsat tanımak.
- Büyüklerin kendi davranışlarıyla örnek olması.
Bir insanın sorumluluk sahibi olmasını istiyorsak önce ona güvenmeyi öğrenmeliyiz. Her işi onun yerine yaptığımızda sorumluluk almasına da fırsat bırakmamış oluruz.
Sorumluluk ile İlgili Hikâyelerden Çıkarılabilecek Dersler
Yukarıdaki beş hikâyeye yeniden bakalım. Birinde fidanın bakımını sürdüren Mert, diğerinde ödünç aldığı kitabı koruyan Zeynep vardı. Kerem arkadaşlarına karşı görevini yerine getirmeyi, Elif bir canlının bakımını üstlenmeyi, Emir ise çevresinde gördüğü bir soruna kayıtsız kalmamayı öğrendi.
Olaylar birbirinden farklı olsa da hepsinde aynı düşünce vardır: İnsan, üstlendiği işin sonucunu düşünmeli ve üzerine düşeni yapmalıdır.
Bu hikâyelerden çıkarabileceğimiz başlıca dersler şunlardır:
- Sorumluluk, bir işi yalnızca başlarken değil, devam ettiği sürece önemsemektir.
- Başkasına ait bir eşya veya emanet bize geçici olarak verilmiş olsa bile onu korumalıyız.
- Ortak bir işte görevimizi yerine getirmemek, başkalarının emeğini de etkileyebilir.
- Bir canlının bakımını üstlenmek, süreklilik gerektiren bir görevdir.
- Bir sorunu tek başımıza çözemiyorsak yardım istemeli ve doğru kişiye haber vermeliyiz.
Unutmayalım: Sorumluluk, yalnızca yapmamız istenen işi tamamlamak değil, yapılması gerekeni fark edip sonucunu da üstlenmektir.
Sorumluluk Hakkında Sık Sorulan Sorular
Sorumluluk ile ilgili kısa hikâyenin ana fikri nedir?
Sorumluluk konulu hikâyelerin ortak düşüncesi, insanın üstlendiği görevleri yerine getirmesi ve davranışlarının sonuçlarını kabul etmesidir. Her hikâyenin ana fikri ise olayına göre farklılaşabilir.
Sorumluluk sahibi olmak ne demektir?
Sorumluluk sahibi olmak, verilen görevleri zamanında yapmak, verilen sözleri tutmak, hataları kabul etmek ve gerektiğinde çözüm için harekete geçmek demektir.
Sorumluluk neden önemlidir?
Sorumluluk, insanların birbirine güvenmesini ve ortak işleri düzen içinde yürütmesini sağlar. Ayrıca insanın kendi davranışlarının sonuçlarını düşünmesine yardımcı olur.
Çocuklara sorumluluk nasıl kazandırılır?
Çocuklara yaşlarına uygun görevler vererek, kendi işlerini yapmaları için fırsat tanıyarak ve büyükler olarak doğru davranışlarla örnek olarak sorumluluk anlayışı geliştirilebilir.
Günlük hayatta sorumluluk örnekleri nelerdir?
Ödevleri zamanında yapmak, odasını toplamak, verilen sözü tutmak, ortak eşyaları korumak, hayvanların bakımını üstlenmek ve çevreyi temiz tutmak günlük sorumluluk örnekleridir.
Sorumluluk ile görev arasındaki fark nedir?
Görev, yapılması beklenen iştir. Sorumluluk ise bu işi üstlenmek, gereğini yerine getirmek ve sonucunu sahiplenmektir.
Sonuç
Sorumluluk, insanın hayatında büyük sözlerden çok küçük davranışlarla kendini gösterir. Bir fidanı sulamak, ödünç aldığı kitabı korumak, arkadaşına verdiği sözü tutmak veya açık kalmış bir musluğu fark edip haber vermek… Bunların her biri, insanın çevresine karşı taşıdığı yükümlülükleri hatırlatır.
İnsanın sorumluluk sahibi olması, hiç hata yapmaması anlamına gelmez. Mert fidanı unuttu, Kerem görevini geciktirdi, Elif bakım saatini kaçırdı. Fakat önemli olan, bu hataları fark ettikten sonra nasıl davrandıklarıydı.
Çünkü sorumluluk, yalnızca başkalarının bizden beklediğini yapmak değildir. Bazen kimsenin söylemesine gerek kalmadan doğru olanı fark etmek ve harekete geçmektir.
Bir işi üstlenmek kolay olabilir. Asıl mesele, o işin gereğini yerine getirecek kadar önemsemektir. İnsan bunu öğrendiğinde yalnızca daha düzenli biri olmaz; başkalarının güvenebileceği, sözünün arkasında durabilen birine de dönüşür.