Bir ağacın gölgesinde otururken hiç o ağacı kimin diktiğini düşündünüz mü? Ya da içtiğiniz suyun, soluduğunuz havanın ve yürüdüğünüz yolların sizden önce kimlerin emeğiyle bugünkü hâline geldiğini?
İnsan çoğu zaman sahip olduğu şeylerin kıymetini, onları kaybetmeye başladığında anlar. Oysa tabiat bize karşılıksız pek çok imkân sunar. Bir ağacın gölgesi, bir çeşmeden akan su, sabah duyduğumuz kuş sesleri ve mevsimlerin birbirini takip etmesi, hayatımızın doğal parçalarıdır.
Fakat bunların her zaman var olacağını düşünmek büyük bir yanılgıdır. Bir dereyi kirletmek, bir ağacı gereksiz yere kesmek veya tükettiğimiz şeylerin geride bıraktıklarını umursamamak, yalnızca bugünü değil, bizden sonra yaşayacak insanları da ilgilendirir.
Çevre bilinci ile ilgili kısa hikâyeler, bu düşünceleri çocuklara ve gençlere anlatmanın güzel yollarından biridir. Çünkü bir davranışın neden doğru olduğunu söylemek başka, o davranışın sonuçlarını bir olay üzerinden göstermek başkadır.
Bu yazıda çevreyi koruma, suyu dikkatli kullanma, ağaçlara sahip çıkma, atıkları doğru yere bırakma ve tüketim alışkanlıkları üzerine beş özgün hikâyeyi inceleyeceğiz. Her hikâyenin ardından konusunu, ana fikrini ve verdiği mesajı da bulacağız.
1. Çevre Bilinci ile İlgili Kısa Hikâye: Kuruyan Dere
Ali, yaz tatilinde dedesinin yaşadığı köye gitmeyi çok severdi. Köyün biraz dışında, ağaçların arasından geçen küçük bir dere vardı. Çocukken dedesiyle oraya gider, suyun içinde balıkları izler ve kıyısındaki taşlarla oyun oynardı.
Bu yaz köye geldiğinde ilk işi yine dereye gitmek oldu. Fakat karşılaştığı manzara eskisinden çok farklıydı.
Suyun üzerinde plastik şişeler, poşetler ve çeşitli çöpler yüzüyordu. Dere eskisi kadar berrak değildi. Kıyısındaki otların arasına da atıklar birikmişti.
Ali eve döndüğünde dedesine gördüklerini anlattı.
“Dede, dereye ne olmuş? Eskiden burada balıklar vardı.”
Dedesi bir süre düşündü.
“Evladım, insanlar burayı uzun zamandır eskisi gibi korumuyor. Birileri çöpünü bırakıyor, birileri de görmesine rağmen ses çıkarmıyor. Zamanla böyle oluyor.”
Ali ertesi gün arkadaşlarıyla dereye gitmeyi teklif etti. Hep birlikte çöpleri toplamaya karar verdiler. Ancak dedesi önce onları uyardı:
“Cam kırıkları veya tehlikeli atıklar olabilir. Çocukların tek başına dereye girmesi doğru değil. Önce büyüklerden yardım isteyin.”
Ali, öğretmenine ve köydeki büyüklere durumu anlattı. Onların yardımıyla güvenli bir temizlik çalışması düzenlendi. Çocuklar da dere kıyısındaki uygun çöpleri topladı, atıkları türlerine göre ayırmaya yardımcı oldu.
Birkaç gün sonra dere çevresi daha temiz görünüyordu. Ali artık her hafta sonu oradan geçerken kıyıya bırakılmış atık olup olmadığını kontrol ediyordu.
Bir gün dedesine şöyle dedi:
“Dede, dereyi temizledik ama yeniden kirlenmemesi için insanların da dikkat etmesi gerekiyor, değil mi?”
Dedesi gülümsedi.
“İşte çevreyi korumak tam da budur. Bir yeri temizlemek kadar yeniden kirletmemek de önemlidir.”
Ali o gün şunu anladı: Doğayı korumak, yalnızca zarar gördüğünde onu onarmaya çalışmak değil, zarar görmesini önlemek için de çaba göstermektir.
Hikâyenin Konusu
Ali’nin çocukluğunda temiz olan bir derenin kirlenmesini fark etmesi ve büyüklerin yardımıyla derenin temizlenmesine katkıda bulunmasıdır.
Hikâyenin Ana Fikri
Doğayı korumak, insanların ortak sorumluluğudur. Çevreyi temiz tutmak kadar kirlenmesini önlemek de önemlidir.
Hikâyenin Verdiği Mesaj
İnsanlar doğaya bıraktıkları atıkların sonuçlarını düşünmeli ve ortak yaşam alanlarını korumak için birlikte hareket etmelidir.
2. Bir Ağacın Gölgesi
Zeynep, okulunun bahçesindeki büyük çınar ağacını çok severdi. Öğle aralarında arkadaşlarıyla birlikte onun gölgesinde oturur, bazen kitap okur, bazen de oyun oynardı.
Bir gün okul yönetimi bahçenin düzenlenmesi için çalışma başlattı. Çocuklara da bahçede nelerin değişmesini istediklerini sordu.
Bazı öğrenciler daha büyük bir oyun alanı istedi. Bazıları ise yeni banklar konulmasını önerdi.
Bir öğrenci elini kaldırdı.
“Bence çınar ağacını keselim. Çok yer kaplıyor. Onun yerine daha geniş bir alan yapabiliriz.”
Sınıftaki bazı çocuklar bu düşünceyi destekledi. Zeynep ise sessiz kaldı.
Eve gittiğinde dedesine danıştı.
“Dede, bir ağacı kesmekle ne kaybederiz? Sonuçta yerine yenisini dikebiliriz.”
Dedesi onu bahçeye çıkardı. Çınarın altında birlikte oturdular.
“Bu ağaç kaç yıldır burada biliyor musun?” diye sordu.
Zeynep başını salladı.
“Bilmiyorum.”
“Sen doğmadan çok önce buradaydı. Belki senin yaşındaki annen de bu ağacın altında oynadı. Kaç insanın gölgesinde dinlendiğini, kaç kuşağın dallarında barındığını kim bilir?”
Dedesi biraz durduktan sonra devam etti:
“Yeni bir fidan dikmek güzel bir iştir. Ama bugün diktiğin fidanın büyük bir ağaca dönüşmesi yıllar alır. Elindeki ağacı korumak bazen yeni bir ağaç dikmekten daha değerlidir.”
Zeynep ertesi gün okulda söz aldı.
“Bahçemizi düzenleyelim ama çınar ağacını koruyalım. Bankları başka yerlere koyabiliriz. Yeni fidanlar da dikebiliriz.”
Öğretmeni bu öneriyi destekledi. Çocuklar birlikte bahçenin yeni düzenini hazırladılar. Çınarın çevresine oturma alanı yaptılar ve okulun uygun bir köşesine birkaç fidan diktiler.
Yıllar sonra Zeynep eski okulunu ziyaret etti. Çınar hâlâ ayaktaydı. Yeni dikilen fidanlar da büyümüş, bahçeye gölge vermeye başlamıştı.
Zeynep, dedesinin sözlerini hatırladı. Bir ağacı korumak, yalnızca bugünün değil, geleceğin de hakkını gözetmekti.
Hikâyenin Konusu
Zeynep’in okul bahçesindeki çınar ağacının kesilmesini önlemek için arkadaşlarını ve öğretmenini ikna etmeye çalışmasıdır.
Hikâyenin Ana Fikri
Ağaçları korumak, gelecekte yaşayacak insanların da tabiatla kuracağı bağı korumaktır.
Hikâyenin Verdiği Mesaj
Bir ağacı kesmek kolay, onun yeniden büyümesini beklemek ise uzun bir süreçtir. Bu nedenle mevcut ağaçları korumalı, yeni fidanlar dikerek tabiatın devamına katkıda bulunmalıyız.
3. Bir Damla Su
Mert, evde su kullanırken pek dikkatli davranmazdı. Dişlerini fırçalarken musluğu açık bırakır, ellerini yıkarken suyu gereğinden fazla akıtırdı.
Annesi birkaç kez onu uyarmıştı.
“Evladım, suyu ihtiyaç duyduğun kadar kullan. Boşa akıtmanın bir anlamı yok.”
Mert ise her defasında aynı cevabı verirdi:
“Anne, alt tarafı birkaç dakika. Nasıl olsa musluktan su geliyor.”
Bir hafta sonu babasıyla birlikte köye gittiler. Köydeki eski çeşmenin başında uzun bir kuyruk vardı. Çeşmeden eskisi kadar su akmıyordu. İnsanlar ellerindeki bidonları doldurmak için bekliyordu.
Mert, komşularından birinin su almak için uzakta bulunan başka bir çeşmeye gitmek zorunda kaldığını öğrendi.
Babasına dönerek sordu:
“Burada neden istediğimiz zaman su alamıyoruz?”
Babası cevap verdi:
“Her yerde suya aynı kolaylıkla ulaşamıyoruz. Bazı yerlerde kaynaklar azalıyor, bazı yerlerde kuraklık yaşanıyor. Suyun bize ulaşması için de pek çok insan emek veriyor.”
Mert biraz düşündü.
“Peki, bizim evde musluktan akan suyun kıymetini neden anlamıyoruz?”
Babası gülümsedi.
“Çünkü kolay ulaştığımız şeyleri bazen sınırsız sanıyoruz.”
Eve döndüklerinde Mert alışkanlıklarını değiştirmeye karar verdi. Dişlerini fırçalarken musluğu kapattı, duşta gereksiz yere suyu açık bırakmamaya başladı.
Bir gün kardeşi ellerini yıkarken musluğu açık bıraktı. Mert hemen yanına gidip onu uyardı.
Kardeşi şaşırdı.
“Sen de eskiden böyle yapıyordun.”
Mert gülümsedi.
“Doğru söylüyorsun. Ben de yeni öğrendim. Önemli olan hatamızı fark edince değiştirebilmek.”
O günden sonra evde herkes suyu daha dikkatli kullanmaya başladı.
Mert, suyun değerini anlamak için çeşmenin başında sıra beklemesi gerektiğini hiç unutmadı.
Hikâyenin Konusu
Mert’in suyu gereksiz yere tüketme alışkanlığını, köyde karşılaştığı su sıkıntısından sonra değiştirmesidir.
Hikâyenin Ana Fikri
Su, hayatın devamı için vazgeçilmez bir kaynaktır. Bu nedenle onu dikkatli ve ihtiyaç ölçüsünde kullanmalıyız.
Hikâyenin Verdiği Mesaj
Kolay ulaşabildiğimiz imkânların sınırsız olduğunu düşünmemeliyiz. Suyu korumak, günlük hayatta küçük ama sürekli davranışlarla başlar.
4. Eski Pilin Yolculuğu
Ece’nin odasında oyuncaklarıyla dolu büyük bir kutu vardı. Bir gün kutudaki oyuncaklardan birinin çalışmadığını fark etti. Oyuncağın pilini çıkardı, yenisini taktı ve oyununa devam etti.
Eski pili ise masanın üzerine bıraktı.
Babası akşam odaya geldiğinde pili gördü.
“Bunu neden burada bıraktın?” diye sordu.
“Artık çalışmıyor. Atacağım.”
Babası pili eline aldı.
“Her atık aynı yere bırakılmaz. Kullanılmış pillerin de ayrı toplanması gerekir.”
Ece meraklandı.
“Neden? Sonuçta küçücük bir pil.”
Babası ona evdeki atık pil kutusunu gösterdi.
“Bir pilin içinde doğaya karışmaması gereken maddeler bulunabilir. Bu yüzden kullanılmış pilleri sıradan çöplerle birlikte atmak doğru değildir. Onları uygun toplama noktalarına ulaştırmalıyız.”
Ece, ertesi gün okulda öğretmenine danıştı. Öğretmeni de okulda atık pil kutusu bulunduğunu söyledi.
Ece evdeki kullanılmış pilleri bir kutuda biriktirmeye başladı. Bir süre sonra sınıf arkadaşlarına da bu uygulamayı anlattı.
Çocuklar küçük bir toplama kutusu hazırladılar. Ailelerinden kullanılmış pilleri getirip kutuya bırakmalarını istediler.
Bir ayın sonunda kutu dolmuştu. Öğretmenleri pilleri yetkili toplama sistemine teslim etti.
Ece, masasında bir süre beklettiği küçücük pilin bile doğru yere ulaştırılması gerektiğini öğrenmişti.
O günden sonra artık hangi atığın nereye bırakılması gerektiğini daha dikkatli araştırmaya başladı.
Hikâyenin Konusu
Ece’nin kullanılmış pillerin sıradan çöpe atılmaması gerektiğini öğrenmesi ve okulunda atık pil toplama çalışması başlatmasıdır.
Hikâyenin Ana Fikri
Atıkları türlerine uygun biçimde toplamak ve geri kazanım sistemlerine ulaştırmak, doğayı korumaya yardımcı olur.
Hikâyenin Verdiği Mesaj
Küçük görünen atıkların bile doğaya etkisi olabilir. Her atığı uygun yere bırakmak, çevreyi korumanın günlük hayattaki yollarından biridir.
5. Alışverişe Giderken
Can, annesiyle birlikte pazara gitmeyi çok severdi. Renkli tezgâhlar, meyveler, sebzeler ve insanların telaşı ona eğlenceli gelirdi.
Bir cumartesi günü annesiyle pazara gittiler. Aldıkları her ürün ayrı bir poşete konuluyordu. Bir süre sonra ellerinde taşıyabileceklerinden fazla poşet birikti.
Can annesine sordu:
“Bunların hepsi neden ayrı ayrı paketleniyor?”
Annesi cevap verdi:
“Bazen kolaylık için, bazen de ürünleri taşımak için böyle yapılıyor. Ama ihtiyacımız olandan fazlasını kullanmak zorunda değiliz.”
Can eve dönerken çantasında duran bez torbayı hatırladı. Aslında pazara gelirken yanlarına almışlardı ama kullanmayı unutmuşlardı.
Bir sonraki hafta pazara gittiklerinde Can bez torbayı kendisi taşıdı. Sebzeleri ve meyveleri uygun biçimde yerleştirdiler. Gerekli olmayan poşetleri almadılar.
Birkaç hafta sonra pazarcı onları görünce gülümsedi.
“Yine kendi çantanızla mı geldiniz?”
Can başını salladı.
“Evet. Böylece her seferinde yeni poşet almak zorunda kalmıyoruz.”
Annesi de ekledi:
“Önemli olan bir defa yapmak değil, bunu alışkanlık hâline getirmek.”
Can artık alışverişe çıkarken bez torbasını unutmuyordu. Üstelik evde kullanılabilir durumdaki kavanozları ve kapları hemen atmıyor, annesiyle birlikte başka işlerde değerlendirmeye çalışıyordu.
Bir süre sonra kardeşi de ona katıldı. İkisi evdeki gereksiz tüketimi azaltmak için küçük bir liste hazırladılar.
Can, doğayı korumanın bazen büyük işler yapmak değil, her gün verdiğimiz küçük kararları değiştirmek olduğunu anlamıştı.
Hikâyenin Konusu
Can’ın annesiyle pazara giderken gereğinden fazla poşet kullanıldığını fark etmesi ve alışveriş alışkanlığını değiştirmesidir.
Hikâyenin Ana Fikri
Gereksiz tüketimi azaltmak ve tekrar kullanılabilen eşyalardan yararlanmak, atık miktarının azalmasına katkıda bulunur.
Hikâyenin Verdiği Mesaj
Doğayı korumak yalnızca çöpleri toplamakla sınırlı değildir. İhtiyacımız kadar tüketmek ve kullanabileceğimiz eşyaları hemen atmamak da önemlidir.
Çevre Bilinci Nedir?
Çevre bilinci, insanın içinde yaşadığı tabiatı tanıması, ona zarar veren davranışları fark etmesi ve onu korumak için üzerine düşeni yapmasıdır.
Bir insanın çevre bilincine sahip olması, yalnızca yere çöp atmamasıyla ölçülmez. Su tüketiminden enerji kullanımına, alışveriş alışkanlıklarından canlılara karşı davranışlarına kadar pek çok konu bu anlayışın içindedir.
Örneğin:
- Bir ağacı gereksiz yere kesmemek ve yeni fidanların yetişmesine katkıda bulunmak.
- Suyu ihtiyaç duyulduğu kadar kullanmak.
- Kullanılmış pil ve benzeri atıkları uygun toplama noktalarına bırakmak.
- Ortak kullanılan alanları temiz tutmak.
- Gereksiz tüketimden kaçınmak.
- Hayvanların ve bitkilerin yaşam alanlarını korumak.
Çevre bilincini yalnızca bir ders konusu olarak görmemek gerekir. İnsan, günlük hayatında yaptığı seçimlerle de bu anlayışı ortaya koyar.
Çevre Bilinci Neden Önemlidir?
İnsan hayatı tabiatla iç içedir. Kullandığımız su, soluduğumuz hava, tükettiğimiz besinler ve yaşadığımız mekânlar doğal kaynaklarla ilişkilidir.
Bu kaynakları sınırsızmış gibi kullanmak, yalnızca bugünkü hayatımızı değil, gelecek kuşakların yaşayacağı şartları da etkileyebilir.
Çevre bilincinin önemli olmasının başlıca sebepleri şunlardır:
- Doğal kaynakların korunmasına yardımcı olur.
- Atık miktarının azaltılmasını destekler.
- İnsanların ve diğer canlıların yaşam alanlarını korumaya katkı sağlar.
- Su ve enerji gibi imkânların daha dikkatli kullanılmasını sağlar.
- Ortak yaşam alanlarında dayanışma ve sorumluluk anlayışını geliştirir.
- Gelecek kuşaklara daha yaşanabilir bir dünya bırakma düşüncesini güçlendirir.
Burada önemli olan, çevreyi koruma işini yalnızca kurumlara veya başka insanlara bırakmamaktır. Büyük çalışmalar elbette önemlidir; ancak günlük hayatta gösterilen özen de bu çabanın bir parçasıdır.
Günlük Hayatta Çevre Bilinci Örnekleri
Çevre bilincini kazanmak için her zaman büyük projelere katılmamız gerekmez. Günlük alışkanlıklarımızda yapacağımız değişiklikler de önemlidir.
| Alan | Çevreye duyarlı davranış |
|---|---|
| Su kullanımı | Musluğu gereksiz yere açık bırakmamak |
| Enerji | Kullanılmayan ışıkları kapatmak |
| Alışveriş | Tekrar kullanılabilen çanta taşımak |
| Atıklar | Atıkları uygun toplama noktalarına bırakmak |
| Tabiat | Ağaçları ve bitki örtüsünü korumak |
| Hayvanlar | Canlıların yaşam alanlarına zarar vermemek |
| Ortak alanlar | Parkları, sokakları ve bahçeleri temiz tutmak |
Bu davranışların ortak noktası, insanın yalnızca kendi rahatını düşünmemesidir. Yaşadığımız çevreyi başka insanlarla ve canlılarla paylaştığımızı unutmamalıyız.
Çevre Bilinci ile İlgili Hikâyelerin Ana Fikirleri Nasıl Bulunur?
Bir hikâyeyi okurken yalnızca olayın sonunda ne olduğunu hatırlamak, onu gerçekten anladığımız anlamına gelmez. Asıl önemli olan, olayın bize hangi düşünceyi öğrettiğini kavramaktır.
Bunu ilk hikâyemiz üzerinden deneyelim.
Ali’nin hikâyesinde bir dere kirlenmiştir. Ali bu durumu fark eder ve büyüklerden yardım isteyerek derenin temizlenmesine katkıda bulunur.
Burada üç ayrı soruya cevap verebiliriz:
Hikâyenin konusu nedir? Ali’nin kirlenen derenin temizlenmesi için harekete geçmesi.
Ana fikir nedir? Doğayı korumak, insanların ortak sorumluluğudur.
Verdiği mesaj nedir? Çevreyi temizlemek kadar yeniden kirlenmesini önlemek de önemlidir.
Gördüğümüz gibi konu, hikâyede yaşanan olayı anlatır. Ana fikir ise o olayın bize düşündürdüğü temel düşüncedir.
Başka bir hikâyede de aynı yöntemi deneyebiliriz. Önce kahramanın ne yaptığını, ardından bu davranışın hangi sorunu çözdüğünü düşünün. Daha sonra yazarın okuyucuya hangi düşünceyi aktarmak istediğini kendi cümlelerinizle açıklayın.
Bu yöntemle yalnızca çevre bilinci konusunu değil, sorumluluk ile ilgili kısa hikâyelerimizde ele aldığımız görev üstlenme ve davranışların sonucunu sahiplenme düşüncesini de daha iyi kavrayabilirsiniz.
Çevre Bilinci Hakkında Sık Sorulan Sorular
Çevre bilinci ile ilgili kısa hikâyelerin ana fikri nedir?
Bu hikâyelerin ortak ana fikri, doğanın korunmasının insanların ortak sorumluluğu olduğudur. Su, enerji ve diğer kaynakları dikkatli kullanmak, atıkları doğru yere bırakmak ve canlıların yaşam alanlarına zarar vermemek bu anlayışın parçalarıdır.
Çevre bilinci ne demektir?
Çevre bilinci, insanın içinde yaşadığı tabiatı tanıması, doğal kaynakları dikkatli kullanması ve çevreye zarar veren davranışlardan kaçınmasıdır.
Çevreyi korumak için neler yapabiliriz?
Suyu ve enerjiyi dikkatli kullanabilir, gereksiz tüketimden kaçınabilir, atıkları uygun biçimde ayırabilir, ağaçları ve canlıların yaşam alanlarını koruyabiliriz.
Çocuklara çevre bilinci nasıl kazandırılır?
Çocuklara çevreyi korumanın önemi, günlük hayattan örneklerle anlatılmalıdır. Bir bitkinin bakımını üstlenmek, suyu dikkatli kullanmak, atıkları uygun yere bırakmak ve doğada gözlem yapmak bu alışkanlığın gelişmesine yardımcı olabilir.
Doğa sevgisi ile çevre bilinci arasındaki fark nedir?
Doğa sevgisi, insanın tabiata karşı duyduğu yakınlık ve sevgidir. Çevre bilinci ise bu sevgiyi davranışlara dönüştürmeyi de kapsar. Bir ağacı sevmek güzel bir duygudur; onu korumak için çaba göstermek ise bu duygunun hayata yansımasıdır.
Çevre bilinci ile ilgili atasözleri nelerdir?
Doğayı koruma ve emek verme düşüncesiyle ilişkilendirilebilecek sözlerden bazıları şunlardır:
- Ne ekersen onu biçersin.
- Ağaç yaşken eğilir.
- İşleyen demir ışıldar.
Bu sözlerin her biri doğrudan çevreyi anlatmasa da emek, davranış ve sonuç arasındaki ilişkiyi düşünmemize yardımcı olabilir.
Sonuç
Çevre bilinci, insanın yalnızca kendisi için değil, birlikte yaşadığı diğer canlılar ve gelecek kuşaklar için de düşünmesini gerektirir.
Ali’nin kirlenen dereyi temizlemek istemesi, Zeynep’in çınar ağacını korumaya çalışması, Mert’in su tüketimindeki alışkanlıklarını değiştirmesi ve Ece’nin kullanılmış pilleri doğru yere bırakması birbirinden farklı olaylardır. Fakat hepsinin temelinde aynı düşünce bulunur: İnsan, yaşadığı dünyaya karşı sorumluluk taşır.
Bence çevreyi koruma meselesini yalnızca çöp atmamak veya ağaç dikmek gibi birkaç davranışa indirgememek gerekir. Asıl mesele, sahip olduğumuz imkânları nasıl kullandığımızı ve davranışlarımızın başkalarını nasıl etkilediğini düşünmektir.
Bir ağacın gölgesinde dinlenirken onu kimin diktiğini, içtiğimiz suyun bize ulaşması için neler gerektiğini ve bir canlının yaşam alanını korumanın neden önemli olduğunu hatırlamak gerekir.
Çünkü tabiat, yalnızca bugün yararlandığımız bir imkân değildir. Bizden önce yaşayanların bize bıraktığı ve bizden sonra yaşayacak insanlara da bırakmamız gereken ortak bir emanettir.
Çevre bilinci de bu emanete sahip çıkmakla başlar.
SEO başlığı: Çevre Bilinci ile İlgili Kısa Hikâyeler ve Ana Fikirleri
Meta açıklama: Çevre bilinci ile ilgili 5 özgün kısa hikâye, ana fikirleri ve verdiği mesajlar. Doğayı koruma, su tasarrufu, ağaç sevgisi ve atık yönetimi örnekleri.
Önerilen URL: /cevre-bilinci-ile-ilgili-kisa-hikayeler/
Ana anahtar kelime: çevre bilinci ile ilgili kısa hikâyeler
İlişkili aramalar: çevre bilinci hikâyesi, çevre bilinci ile ilgili hikâyeler ve ana fikirleri, çevreyi koruma hikâyeleri, doğa sevgisi ile ilgili kısa hikâyeler, çevre bilinci örnekleri
Yazar: Ömer Toraman