Bir edebiyat dönemini yalnızca yazarların ve eserlerin adlarını öğrenerek tanımak mümkün müdür? Bir dönemin edebiyatını anlamak için o dönemde yaşayan insanların nasıl düşündüğünü, neyi değiştirmek istediğini ve hangi şartlar altında eser verdiğini de bilmek gerekir.
Servetifünun edebiyatı, Türk edebiyatında böyle bir değişimin yaşandığı önemli dönemlerden biridir. Bu dönemde yetişen şair ve yazarlar, Batı edebiyatını yakından tanımış, özellikle Fransız edebiyatından etkilenmiş ve şiirden romana kadar pek çok türde yeni anlatım yolları denemişlerdir.
Ancak bu yenilik arayışı beraberinde bazı tartışmaları da getirmiştir. Kullanılan dilin ağırlaşması, edebiyatın halktan uzaklaşması ve sanatın toplumdan kopması, dönemin en çok eleştirilen yönleri arasında yer almıştır.
1896-1901 yılları arasında etkili olan Servetifünun edebiyatı, Edebiyât-ı Cedîde adıyla da bilinir. Tevfik Fikret, Halit Ziya Uşaklıgil, Cenap Şahabeddin ve Mehmet Rauf gibi isimler bu dönemin öne çıkan sanatçılarıdır.
Bu yazıda Servetifünun edebiyatının doğuşunu, özelliklerini, önemli sanatçılarını ve eserlerini inceleyeceğiz. Ayrıca Tanzimat edebiyatından hangi yönleriyle ayrıldığını ve Türk edebiyatına ne kazandırdığını örnekler üzerinden anlamaya çalışacağız.
Servetifünun Edebiyatı Nedir?
Servetifünun edebiyatı, 1896-1901 yılları arasında Servet-i Fünûn dergisi çevresinde bir araya gelen şair ve yazarların oluşturduğu edebî harekettir. Bu topluluk Edebiyât-ı Cedîde, yani Yeni Edebiyat adıyla da tanınır.
Dönemin sanatçıları, Tanzimat edebiyatıyla başlayan Batılılaşma hareketini daha ileri taşımak istemişlerdir. Fransız edebiyatındaki şiir, roman ve eleştiri anlayışından yararlanarak Türk edebiyatında yeni biçimler ve anlatım yolları denemişlerdir.
Bu dönemin öne çıkan düşüncesi sanat için sanat anlayışıdır. Sanatçılar, edebî eserin doğrudan bir toplumsal fayda sağlaması gerektiği düşüncesinden uzaklaşarak güzellik, duygu, hayal ve anlatım gücüne daha fazla önem vermişlerdir.
Ancak bu yaklaşımın bütün sanatçılar tarafından aynı biçimde benimsendiğini düşünmemek gerekir. Servetifünun topluluğunun belirli bir beyannamesi yoktur. Ortak edebiyat anlayışlarını, eserlerinden ve yazılarından hareketle tanımlayabiliyoruz.
Servetifünun Edebiyatı Ne Zaman Başladı?
Servet-i Fünûn dergisi ilk kez 27 Mart 1891 tarihinde yayımlanmaya başlamıştır. Ancak derginin edebiyat tarihindeki asıl önemi, 1896 yılında yeni bir sanatçı kuşağının yayın organı hâline gelmesiyle ortaya çıkmıştır.
Bu gelişmede Recaizade Mahmut Ekrem’in önemli katkısı vardır. Ahmed İhsan Tokgöz’ün yayımladığı Servet-i Fünûn dergisinin edebiyat yönünü güçlendirmesini sağlamış ve öğrencisi Tevfik Fikret’in derginin yazı işlerinin başına geçmesine öncülük etmiştir.
7 Şubat 1896, Servet-i Fünûn dergisinin 256. sayısında Tevfik Fikret’in edebiyat yönetimini üstlendiği tarihtir. Bu tarih, Edebiyât-ı Cedîde topluluğunun başlangıcı olarak kabul edilir.
Burada iki farklı tarihi birbirinden ayırmak önemlidir:
- 1891: Servet-i Fünûn dergisinin yayın hayatına başlaması.
- 1896: Edebiyât-ı Cedîde topluluğunun dergi çevresinde oluşması.
Dergi 1944 yılına kadar yayımlanmış olsa da Servetifünun edebiyatı dönemi 1901 yılında sona ermiştir.
Türk edebiyatındaki diğer önemli başlangıçları merak edenler, Simeranyada’da yayımladığımız Edebiyatımızda İlkler: Türk Edebiyatının Dönüm Noktaları yazısını da inceleyebilir.
Servetifünun Edebiyatı Nasıl Ortaya Çıktı?
Servetifünun edebiyatının doğuşunda 1895 yılında yaşanan bir kafiye tartışması etkili olmuştur.
Dönemin genç şairlerinden Hasan Âsaf’ın bir şiirinde kullandığı “abes” ve “muktebes” kelimelerinin kafiye oluşturup oluşturmadığı tartışma konusu olmuştur.
Tartışmanın temelinde şu soru bulunuyordu: Şiirde kafiye, kelimelerin yazılışındaki benzerliğe göre mi, yoksa okuyucuda bıraktığı sese göre mi değerlendirilmelidir?
Recaizade Mahmut Ekrem ve onu destekleyenler, kafiyenin göz için değil kulak için değerlendirilmesi gerektiğini savunuyordu. Eski şiir anlayışını korumak isteyen çevreler ise bu düşünceye karşı çıkıyordu.
Tartışma zamanla yalnızca iki kelimenin uyak oluşturup oluşturmadığı meselesi olmaktan çıktı. Yeni şiirin nasıl olması gerektiği, Batı edebiyatından ne ölçüde yararlanılabileceği ve edebiyatın hangi kurallara bağlı kalacağı da tartışılmaya başlandı.
Yeni edebiyat anlayışını savunan gençler, Servet-i Fünûn dergisi çevresinde toplandı. Böylece Edebiyât-ı Cedîde hareketi doğdu.
Bu olay bize önemli bir şey gösteriyor: Bazen edebiyattaki büyük değişimler, ilk bakışta küçük görünen bir tartışmayla başlayabilir. Bir kafiye meselesi, zamanla şiirin nasıl yazılması gerektiğine dair geniş bir yenileşme hareketine dönüşmüştür.
Servetifünun Edebiyatının Özellikleri Nelerdir?
Servetifünun dönemini anlamak için sanatçıların ne anlattığı kadar, bunu nasıl anlattığına da bakmak gerekir.
Dönemin edebiyatı hem konu hem de biçim bakımından yenilikler taşır. Bu yeniliklerin önemli bir kısmı Fransız edebiyatından alınmıştır.
1. Sanat İçin Sanat Anlayışı Benimsenmiştir
Tanzimat’ın birinci döneminde edebiyatın topluma fayda sağlaması gerektiği düşüncesi öne çıkarken Servetifünun sanatçıları edebiyatın estetik değerine daha fazla önem vermişlerdir.
Bir şiirin yalnızca bir düşünceyi anlatması yeterli görülmemiş, kullanılan kelimelerin güzelliği, ses uyumu ve okuyucuda uyandırdığı hisler de önemli sayılmıştır.
Bu nedenle sanatçıların eserlerinde aşk, tabiat, yalnızlık, ölüm ve hayal kırıklığı gibi konular öne çıkmıştır.
2. Batı, Özellikle Fransız Edebiyatı Örnek Alınmıştır
Servetifünun sanatçıları Fransız edebiyatını yakından takip etmişlerdir. Fransız şairlerinden ve romancılarından etkilenmiş, onların kullandığı nazım biçimlerini ve anlatım yollarını Türk edebiyatında denemişlerdir.
Şiirde Parnasizm ve Sembolizm akımlarının etkileri görülürken roman ve hikâyede Realizm ve Natüralizmden yararlanılmıştır.
Burada şiir ve romanı birbirinden ayırmak gerekir. Bir şairin Parnasizmden etkilenmesiyle bir romancının Realizmden yararlanması aynı şey değildir. Her türde farklı anlatım anlayışları öne çıkmıştır.
3. Bireyin İç Dünyası ve Duyguları Öne Çıkmıştır
Dönemin sanatçıları toplum meselelerinden çok insanın kendi iç dünyasına yönelmişlerdir.
Aşk, yalnızlık, karamsarlık, özlem, hayal ve ölüm gibi konular eserlerde geniş yer bulmuştur.
Bu yönelimin ortaya çıkmasında dönemin siyasi şartları da etkili olmuştur. Sansür ve baskı ortamı, sanatçıların toplum meselelerini açıkça ele almasını güçleştirmiştir. Bunun sonucunda edebiyatta içe kapanma ve kişinin kendi dünyasına yönelme eğilimi artmıştır.
4. Dil Ağır ve Sanatlıdır
Servetifünun edebiyatının en çok eleştirilen özelliklerinden biri kullanılan dilin ağırlaşmasıdır.
Sanatçılar Arapça ve Farsça kelimelerden, uzun tamlamalardan ve alışılmadık kelime birleşimlerinden yararlanmışlardır. Fransızca cümle kuruluşlarından etkilenen uzun ve karmaşık anlatımlar da kullanmışlardır.
Bunun sebebi yalnızca gösterişli yazma isteği değildir. Sanatçılar kelimelerin sesi, anlamı ve oluşturduğu görüntü üzerinde titizlikle durmuşlardır.
Ancak bu yaklaşım, yazı dilinin halkın anlayabileceği seviyeden uzaklaşmasına da yol açmıştır.
5. Şiirde Aruz Ölçüsü Kullanılmıştır
Servetifünun şairleri şiirlerinde büyük ölçüde aruz ölçüsünü kullanmışlardır.
Aruz, hecelerin uzunluk ve kısalıklarına dayanan bir ölçü sistemidir. Şairler bu ölçüyü kullanırken ahenge ve ses uyumuna önem vermişlerdir.
Özellikle aliterasyon ve asonans gibi ses tekrarları, şiirin musikisini güçlendirmek amacıyla kullanılmıştır.
6. Yeni Nazım Biçimleri Denenmiştir
Divan şiirinden gelen nazım biçimlerine bağlılık azalmış, Fransız şiirinden alınan sone gibi biçimler kullanılmaya başlanmıştır.
Ayrıca serbest müstezat üzerinde yapılan denemeler, şiirin dize yapısında daha özgür bir söyleyişe zemin hazırlamıştır.
Bu yenilikleri anlamak için bir şiirin yalnızca ne anlattığına değil, dizelerin nasıl düzenlendiğine de bakmak gerekir.
7. Tabiat Tasvirleri Önem Kazanmıştır
Tabiat, Servetifünun şiirinde ve düzyazısında sık kullanılan konulardan biridir.
Yağmur, kar, sis, deniz, gece, yıldızlar ve mevsimler gibi unsurlar yalnızca çevreyi anlatmak için kullanılmaz. Bunlar çoğu zaman insanın içinde bulunduğu ruh hâliyle ilişkilendirilir.
Örneğin hüzünlü bir insanın sonbahar manzarasına yönelmesi, dış dünyadaki görüntüyle iç dünyası arasında bir bağ kurulmasını sağlar.
Bu anlatım biçiminin güzel örneklerinden biri Cenap Şahabeddin’in Elhan-ı Şita şiiridir.
8. Roman ve Hikâyede Anlatım Tekniği Gelişmiştir
Servetifünun edebiyatının Türk romanına en önemli katkılarından biri anlatım tekniğinde sağladığı gelişmedir.
Halit Ziya Uşaklıgil ve Mehmet Rauf, karakterlerin ruh hâllerine, düşüncelerine ve yaşadıkları iç çatışmalara daha fazla önem vermişlerdir.
Olayları hızlı biçimde anlatmak yerine kişilerin nasıl düşündüğünü, neden böyle davrandığını ve çevreleriyle nasıl ilişki kurduğunu göstermeye çalışmışlardır.
Bu yönüyle Servetifünun romanı, Türk romanının gelişmesinde önemli bir aşamadır.
9. Mensur Şiir Yaygınlaşmıştır
Mensur şiir, ölçü ve kafiye zorunluluğu olmadan şiirsel bir anlatımla yazılan düzyazı türüdür.
Servetifünun sanatçıları, duygu ve hayallerini şiir ölçüsüne bağlı kalmadan anlatmak için bu türden yararlanmışlardır.
Mehmet Rauf’un Siyah İnciler adlı eseri, mensur şiirin dönemdeki önemli örnekleri arasındadır.
10. Tiyatro Geri Planda Kalmıştır
Servetifünun döneminde şiir, roman ve hikâye gelişirken tiyatro aynı ölçüde ilerleyememiştir.
Dönemin siyasi baskısı ve sahne eserlerine yönelik denetim, tiyatronun gelişmesini zorlaştırmıştır.
Bu nedenle tiyatro, hareketin edebî üretiminde roman ve şiir kadar belirleyici bir yer tutmamıştır.
Servetifünun Edebiyatında Görülen Edebî Akımlar
Dönemin sanatçılarını anlamanın en iyi yollarından biri, eserlerinde hangi edebî akımlardan yararlandıklarını incelemektir.
Ancak bütün Servetifünun sanatçılarını tek bir akımın temsilcisi olarak değerlendirmek doğru değildir.
Parnasizm
Parnasizm, şiirde biçim güzelliğini, ölçüyü, ahengi ve tasviri öne çıkaran edebiyat akımıdır.
Parnasist şairler, duyguları doğrudan anlatmak yerine gözlemledikleri manzaraları ve varlıkları ayrıntılı biçimde tasvir etmeye önem verirler.
Cenap Şahabeddin’in şiirlerinde bu akımın etkileri görülür. Tevfik Fikret de tasvir gücü ve şiirde biçim arayışları bakımından Parnasizmden etkilenmiştir.
Sembolizm
Sembolizm, duygu ve düşüncelerin doğrudan açıklanması yerine imgeler, çağrışımlar ve semboller aracılığıyla anlatılmasını benimser.
Örneğin bir şair geceyi yalnızca günün karanlık bölümü olarak kullanmayabilir. Gece, yalnızlığı, korkuyu veya insanın iç dünyasındaki belirsizliği de temsil edebilir.
Servetifünun şiirinde bu tür çağrışımlara ve ses uyumuna verilen önem, Sembolizmin etkisini anlamamızı sağlar.
Realizm
Realizm, insanı ve hayatı gerçekçi gözlemler üzerinden anlatmayı amaçlar.
Romancı, karakterleri yalnızca iyi veya kötü olarak göstermeye çalışmaz. Onların yetiştiği çevreyi, ilişkilerini, alışkanlıklarını ve kararlarını da inceler.
Halit Ziya Uşaklıgil’in romanlarında Realizmin etkileri görülür.
Bu akımı daha ayrıntılı öğrenmek için Realizm Akımı ve Türk Edebiyatındaki Temsilcileri yazımızı inceleyebilirsiniz.
Natüralizm
Natüralizm, insanı kalıtım, çevre ve yaşadığı şartlarla birlikte değerlendiren edebiyat akımıdır.
Natüralist yazarlar, insan davranışlarının hangi şartlarda ortaya çıktığını gözlemlemeye ve neden-sonuç ilişkisi kurmaya çalışırlar.
Servetifünun romanında Natüralizmden de yararlanılmıştır. Ancak dönemin bütün romanlarını natüralist eserler olarak değerlendirmek doğru olmaz.
Natüralizm ve Türk Edebiyatındaki Temsilcileri yazımızda bu akımı örneklerle ele almıştık.
Servetifünun Edebiyatının Önemli Sanatçıları ve Eserleri
Servetifünun sanatçılarını tanırken yalnızca isimleri ve kitapları ezberlemeye çalışmayalım. Her birinin Türk edebiyatına ne kattığını ve hangi eseriyle öne çıktığını anlamak çok daha değerlidir.
1. Tevfik Fikret (1867-1915)
Servetifünun şiirinin en önemli temsilcilerinden biri Tevfik Fikret’tir.
Recaizade Mahmut Ekrem’in öğrencisi olan Fikret, 1896 yılında Servet-i Fünûn dergisinin edebiyat yönetimini üstlenerek topluluğun oluşmasında öncü rol oynamıştır.
Şiirlerinde tabiat, aşk, yalnızlık, hayal kırıklığı ve insanın iç dünyası gibi konulara yer vermiştir.
Önemli eserleri:
- Rübâb-ı Şikeste: Şairin Servetifünun döneminde yayımladığı önemli şiir kitabıdır.
- Haluk’un Defteri: Oğlu Haluk için yazdığı şiirlerden oluşur; topluluğun sona ermesinden sonra yayımlanmıştır.
- Rübâb’ın Cevabı: Şiir ve edebiyat tartışmalarına verdiği cevapları da içeren eseridir.
- Şermin: Çocuklar için sade bir Türkçeyle yazdığı şiirlerden oluşur.
Tevfik Fikret’i anlamak için Rübâb-ı Şikeste’ye bakmak önemlidir. Bu eser, onun şiirde ses, biçim, tabiat ve duygu üzerinde ne kadar titiz çalıştığını gösterir.
2. Halit Ziya Uşaklıgil (1865-1945)
Halit Ziya Uşaklıgil, Servetifünun edebiyatının en önemli romancısı kabul edilir.
Türk romanının Batılı anlamda gelişmesinde büyük katkısı vardır. Romanlarında olayların yanında karakterlerin iç dünyasına, çevre ilişkilerine ve insanın kendi içinde yaşadığı çatışmalara da yer verir.
Önemli eserleri:
- Mai ve Siyah: Hayalleriyle gerçekler arasında sıkışan Ahmet Cemil’in hikâyesini anlatır.
- Aşk-ı Memnu: Yasak aşk, aile ilişkileri ve karakterlerin iç çatışmaları üzerine kuruludur.
- Bir Yazın Tarihi: Hikâyelerinden oluşur.
- Kırık Hayatlar: Aile, çevre ve insan ilişkilerini ele alan romanıdır.
- Bir Ölünün Defteri: İnsan ilişkileri ve aşk üzerine kurulu romanıdır.
- Nemide: Yazarın erken dönem romanlarından biridir.
Halit Ziya’nın en tanınmış eseri Mai ve Siyah, Servetifünun kuşağının düşünce dünyasını anlamak için özellikle önemlidir.
Ahmet Cemil’in edebiyat hayalleri, dönemin genç sanatçılarının beklentilerini ve hayal kırıklıklarını yansıtır. Bu nedenle roman yalnızca bir kişinin hikâyesi değildir; aynı zamanda bir edebiyat kuşağının kendi hayatını ve geleceğini nasıl gördüğünü anlatır.
Romanın kahramanlarını daha yakından tanımak için Mai ve Siyah Karakterleri: Ahmet Cemil Kimdir? yazımıza da bakabilirsiniz.
3. Cenap Şahabeddin (1871-1934)
Cenap Şahabeddin, Servetifünun döneminin önemli şair ve düzyazı yazarlarındandır.
Özellikle tabiat tasvirleri, renkler, sesler ve alışılmadık kelime birleşimleriyle tanınır. Fransız Parnasizm ve Sembolizm akımlarından etkilenmiştir.
Önemli eserleri:
- Elhan-ı Şita: Kış manzarasını ve tabiatın görünüşünü şiirsel bir anlatımla ele alır.
- Tâmât: İlk şiirlerini içeren eseridir.
- Hac Yolunda: Gezi yazısı türündeki eseridir.
- Avrupa Mektupları: Avrupa seyahatlerinden izlenimler içerir.
- Tiryaki Sözleri: Kısa ve özlü sözlerinden oluşur.
Cenap Şahabeddin’in Elhan-ı Şita şiiri, Servetifünun şiirinde tabiatın nasıl ele alındığını anlamak için iyi bir örnektir.
Şair, kış mevsimini anlatırken yalnızca yağan karı ve soğuğu betimlemez. Renklerin, seslerin ve görüntülerin oluşturduğu bir manzara meydana getirir.
Bu yaklaşım, şiirde kelimelerin anlamları kadar seslerinin de önemli olduğunu gösterir.
4. Mehmet Rauf (1875-1931)
Mehmet Rauf, Servetifünun edebiyatının önemli romancı ve hikâyecilerindendir.
Eserlerinde aşk, özlem, karşılıksız sevgi, yalnızlık ve insanın iç dünyası öne çıkar. Özellikle karakterlerin duygularını ve düşüncelerini incelemeye önem vermiştir.
Önemli eserleri:
- Eylül: Türk edebiyatında psikolojik roman tekniğinin başarılı ve öncü örneklerinden biridir.
- Ferdâ-yı Garâm: Aşk ve insan ilişkilerini ele alan romanıdır.
- Siyah İnciler: Mensur şiirlerinden oluşur.
- Genç Kız Kalbi: Daha sonraki döneminde yayımlanan romanıdır.
Mehmet Rauf’un Eylül romanı, Servetifünun edebiyatının roman anlayışını görmek için önemlidir.
Eserde yalnızca yaşanan olaylar değil, karakterlerin kendi içlerinde yaşadıkları çatışmalar da anlatılır. Okuyucu, kişilerin davranışlarının arkasındaki düşünce ve duyguları anlamaya yönlendirilir.
5. Hüseyin Cahit Yalçın (1875-1957)
Hüseyin Cahit Yalçın, yazar, gazeteci ve edebiyat eleştirmenidir.
Servetifünun döneminde hikâye, roman, eleştiri ve çeviri alanlarında çalışmalar yapmıştır. Fransız edebiyatından çevirdiği Edebiyat ve Hukuk adlı yazı, derginin 1901 yılında geçici olarak kapatılmasına yol açan olayın merkezindedir.
Önemli eserleri:
- Hayal İçinde: Servetifünun döneminin önemli romanlarındandır.
- Nadide: İlk dönem romanlarından biridir.
- Kavgalarım: Edebiyat ve düşünce tartışmalarına dair yazılarını içerir.
- Edebiyat ve Hukuk: Fransızcadan çevirdiği ve derginin kapanmasına yol açan yazıdır.
Hüseyin Cahit’in önemi yalnızca eserleriyle sınırlı değildir. Servetifünun hareketinin sona ermesinde etkili olan olayda da yer alması, onu edebiyat tarihinin önemli isimlerinden biri yapar.
6. Müftüoğlu Ahmed Hikmet (1870-1927)
Ahmed Hikmet Müftüoğlu, Servetifünun döneminde hikâyeleriyle öne çıkmıştır.
Edebî hayatının ilk döneminde Edebiyât-ı Cedîde anlayışından etkilenmiş, daha sonra Türkçülük düşüncesine yönelmiştir.
Önemli eserleri:
- Haristan ve Gülistan: Servetifünun dönemindeki hikâyelerini bir araya getirir.
- Çağlayanlar: Millî Edebiyat dönemindeki düşüncelerini yansıtan hikâyelerden oluşur.
- Gönül Hanım: Daha sonraki döneminde yayımlanan romanıdır.
Ahmed Hikmet’in edebiyat hayatındaki değişim, bir yazarın zamanla düşünce ve dil bakımından farklı bir çizgiye yönelebileceğini göstermesi açısından önemlidir.
7. Ahmed Şuayb (1876-1910)
Ahmed Şuayb, Servetifünun döneminin önemli eleştirmenlerinden biridir.
Edebî eserlerin yalnızca kişisel beğeniye göre değerlendirilmemesi gerektiğini savunmuş, edebiyat eleştirisinde bilgiye ve incelemeye dayalı bir yaklaşım geliştirmeye çalışmıştır.
Öne çıkan eseri:
- Hayat ve Kitaplar: Batı edebiyatı ve düşünce dünyasından önemli isimleri ele aldığı incelemelerden oluşur.
Ahmed Şuayb’ın çalışmaları, edebiyatımızda eleştirinin gelişmesi bakımından önemlidir. Bu yönüyle Türk Edebiyatında Önemli Makale Yazarları ve Eserleri yazımızla da ilişkilendirilebilir.
Dönemin Diğer Sanatçıları
Servetifünun topluluğunda bu isimlerin dışında başka önemli şair ve yazarlar da bulunur:
- Hüseyin Siret Özsever
- Ali Ekrem Bolayır
- Süleyman Nazif
- Faik Ali Ozansoy
- Celal Sahir Erozan
- Hüseyin Suat Yalçın
- Ahmet Reşit Rey
- Saffeti Ziya
Bu isimler, topluluğun şiir, hikâye, eleştiri ve düzyazı alanlarında geniş bir kadroya sahip olduğunu gösterir.
Servetifünun Edebiyatının Önemli Eserleri
Sanatçıları ayrı ayrı tanımak kadar, eserleri bir arada görmek de dönemin edebiyat anlayışını anlamamıza yardımcı olur.
| Sanatçı | Önemli eser | Tür |
|---|---|---|
| Tevfik Fikret | Rübâb-ı Şikeste | Şiir |
| Halit Ziya Uşaklıgil | Mai ve Siyah | Roman |
| Halit Ziya Uşaklıgil | Aşk-ı Memnu | Roman |
| Halit Ziya Uşaklıgil | Bir Yazın Tarihi | Hikâye |
| Cenap Şahabeddin | Elhan-ı Şita | Şiir |
| Cenap Şahabeddin | Hac Yolunda | Gezi yazısı |
| Mehmet Rauf | Eylül | Roman |
| Mehmet Rauf | Siyah İnciler | Mensur şiir |
| Hüseyin Cahit Yalçın | Hayal İçinde | Roman |
| Ahmed Şuayb | Hayat ve Kitaplar | Eleştiri |
| Ahmed Hikmet Müftüoğlu | Haristan ve Gülistan | Hikâye |
| Saffeti Ziya | Salon Köşelerinde | Roman |
Dikkat: Tevfik Fikret’in Haluk’un Defteri ve Şermin eserleri, Halit Ziya’nın Kırık Hayatlar romanı gibi bazı kitaplar, sanatçıların bütün edebiyat hayatına aittir; 1896-1901 arasındaki Servetifünun topluluğunun etkinlik dönemiyle aynı tarihlerde yayımlanmamıştır.
Bu nedenle bir sanatçının bütün eserlerini, bağlı olduğu edebiyat topluluğunun dönemi içinde yayımlanmış gibi değerlendirmemek gerekir.
Servetifünun Edebiyatı Neden Sona Erdi?
Servetifünun edebiyatının sona ermesinde hem topluluğun kendi içindeki anlaşmazlıklar hem de dönemin siyasi şartları etkili olmuştur.
Sanatçılar başlangıçta ortak bir edebiyat anlayışı etrafında bir araya gelmiş olsalar da zamanla farklı düşünceler ortaya çıkmıştır.
Derginin yönetimi, şiirin nasıl olması gerektiği ve kullanılan dil üzerine yaşanan tartışmalar topluluğun birliğini zayıflatmıştır.
1901 yılında Hüseyin Cahit Yalçın’ın Fransızcadan çevirdiği Edebiyat ve Hukuk adlı yazı dergide yayımlandı. Bu yazı nedeniyle Servet-i Fünûn dergisi 16 Ekim 1901 tarihinde geçici olarak kapatıldı.
Dergi daha sonra yeniden yayımlanmaya başlasa da eski sanatçı kadrosu dağılmıştı. Böylece Edebiyât-ı Cedîde hareketi edebiyat tarihindeki dönemini tamamladı.
Ancak bu durum Servet-i Fünûn dergisinin tamamen kapanması anlamına gelmez. Dergi, farklı edebî topluluklara ve yazarlara da yayın imkânı sağlayarak 1944 yılına kadar varlığını sürdürmüştür.
Servetifünun ve Tanzimat Edebiyatı Arasındaki Farklar
Servetifünun edebiyatını anlamanın en kolay yollarından biri, onu Tanzimat edebiyatıyla karşılaştırmaktır.
Tanzimat’ın ilk döneminde sanatçılar edebiyatı toplumu eğitmek ve değiştirmek için kullanırken Servetifünun sanatçıları güzelliği, duyguyu ve bireyin iç dünyasını daha fazla önemsemişlerdir.
Ancak Tanzimat edebiyatının ikinci döneminde de sanat için sanat düşüncesinin öne çıktığını unutmamak gerekir.
| Özellik | Tanzimat birinci dönem | Servetifünun |
|---|---|---|
| Sanat anlayışı | Sanat toplum içindir | Sanat için sanat |
| Konular | Vatan, hürriyet, adalet, haklar | Aşk, tabiat, yalnızlık, hayal kırıklığı |
| Dil | Sadeleşme isteği | Ağır ve sanatlı anlatım |
| Edebî etkiler | Klasisizm ve romantizm | Parnasizm, Sembolizm, Realizm ve Natüralizm |
| Şiir | Divan nazım biçimleri sürerken yeni konular işlenir | Sone ve serbest müstezat gibi biçimler denenir |
| Roman | İlk Batılı örnekler ve anlatım arayışları | Daha gelişmiş kurgu ve ruh tahlilleri |
| Okuyucuya yaklaşım | Toplumu eğitme isteği | Bireyin ve sanatın iç dünyasına yönelme |
Bu karşılaştırmadan çıkarabileceğimiz önemli bir sonuç var: Tanzimat edebiyatında başlayan yenileşme hareketi, Servetifünun döneminde daha ileri bir anlatım ve biçim anlayışına ulaşmıştır.
İki dönem arasındaki fark yalnızca hangi konuların işlendiği değildir. Yazarların edebiyatın görevi hakkındaki düşünceleri de değişmiştir.
Servetifünun Edebiyatı Türk Edebiyatına Ne Kazandırmıştır?
Servetifünun dönemi, kısa sürmesine rağmen Türk edebiyatında kalıcı izler bırakmıştır.
Öncelikle roman ve hikâye tekniği gelişmiştir. Halit Ziya ve Mehmet Rauf gibi yazarlar, karakterlerin iç dünyasını daha ayrıntılı biçimde ele almış ve romanın anlatım imkânlarını genişletmişlerdir.
Şiirde Batı’dan alınan nazım biçimleri denenmiş, ses ve ahenk üzerinde daha fazla durulmuştur. Mensur şiir yaygınlık kazanmış, edebî eleştiri gelişmiştir.
Bir başka önemli katkı da Türkçenin edebî anlatım imkânlarının genişlemesidir. Dönemin ağır dili haklı eleştirilere uğramıştır; ancak kelimeler, sesler ve cümle kuruluşu üzerine yürütülen çalışmalar, sonraki kuşakların da tartıştığı bir miras bırakmıştır.
Bununla birlikte Servetifünun hareketinin toplumdan uzaklaşması, edebiyatın halka ulaşması konusunda önemli bir sorun oluşturmuştur. Bu sorun, daha sonra Millî Edebiyat hareketinin Türkçenin sadeleşmesi ve millî kaynaklara yönelme düşüncesini öne çıkarmasında da etkili olmuştur.
Servetifünun Edebiyatı Hakkında Sık Sorulan Sorular
Servetifünun edebiyatı hangi yıllar arasında sürmüştür?
Servetifünun edebiyatı, yani Edebiyât-ı Cedîde hareketi, genel kabul gören tarihlemeyle 1896-1901 yılları arasında etkili olmuştur.
Servetifünun edebiyatının diğer adı nedir?
Servetifünun edebiyatı, Edebiyât-ı Cedîde adıyla da bilinir. Bu ad Yeni Edebiyat anlamına gelir.
Servetifünun edebiyatının kurucusu kimdir?
Topluluğun oluşmasında Recaizade Mahmut Ekrem önemli rol oynamıştır. Tevfik Fikret’in 7 Şubat 1896 tarihinde Servet-i Fünûn dergisinin edebiyat yönetimini üstlenmesiyle hareket belirgin bir topluluk kimliği kazanmıştır.
Servetifünun edebiyatının en önemli özelliği nedir?
Sanat için sanat anlayışının öne çıkması, Batı edebiyatından etkilenme ve şiir ile romanda yeni anlatım yollarının denenmesi en belirgin özellikleridir.
Servetifünun edebiyatında hangi ölçü kullanılmıştır?
Şiirde ağırlıklı olarak aruz ölçüsü kullanılmıştır. Ayrıca sone ve serbest müstezat gibi biçimler denenmiştir.
Servetifünun döneminde hangi edebî akımlar etkili olmuştur?
Şiirde Parnasizm ve Sembolizm; roman ve hikâyede ise Realizm ve Natüralizm etkili olmuştur.
Servetifünun edebiyatının en önemli romancısı kimdir?
Halit Ziya Uşaklıgil, Servetifünun edebiyatının en önemli romancısı olarak kabul edilir. Mai ve Siyah ile Aşk-ı Memnu bu dönemdeki başlıca eserleridir.
Servetifünun edebiyatının önemli şairleri kimlerdir?
Tevfik Fikret ve Cenap Şahabeddin dönemin öne çıkan şairleridir.
Servetifünun edebiyatı neden sona ermiştir?
Topluluk içindeki anlaşmazlıklar ve 1901 yılında Hüseyin Cahit Yalçın’ın Edebiyat ve Hukuk çevirisi nedeniyle derginin geçici olarak kapatılması, hareketin dağılmasında etkili olmuştur.
Servet-i Fünûn dergisi ne zaman kapandı?
Servet-i Fünûn dergisi ilk kez 1901 yılında geçici olarak kapatılmıştır. Ancak daha sonra yeniden yayımlanmış ve 25 Mayıs 1944 tarihine kadar yayın hayatını sürdürmüştür.
Sonuç
Servetifünun edebiyatı, Türk edebiyatının yenileşme yolculuğunda önemli bir dönüm noktasıdır. Bu dönemde sanatçılar Fransız edebiyatını yakından tanımış, şiir ve romanda yeni biçimler denemiş, insanın iç dünyasına daha fazla yönelmişlerdir.
Bütün bu yeniliklerin yanında dönemin ağır dili ve halktan uzak anlatımı eleştirilmiştir. Bu eleştirileri görmezden gelmek doğru olmaz. Ancak Servetifünun edebiyatını yalnızca ağır bir dil kullandığı için değerlendirmek de büyük bir eksikliktir.
Tevfik Fikret’in şiirde kurduğu ses düzeni, Cenap Şahabeddin’in tabiat tasvirleri, Halit Ziya’nın roman tekniği ve Mehmet Rauf’un ruh tahlilleri, Türk edebiyatının sonraki gelişimine önemli katkılar sağlamıştır.
Bence bu dönemi anlamanın en iyi yolu, sanatçıların neden Batı’ya yöneldiklerini ve bu yönelişin hangi sonuçları doğurduğunu düşünmektir. Her yenilik beraberinde yeni imkânlar getirir; fakat bir toplumun kendi dili ve kültürüyle kurduğu bağdan uzaklaşması da başka sorunlar doğurabilir.
Servetifünun kuşağının bıraktığı miras, hem kazandırdığı yenilikler hem de yol açtığı tartışmalarla birlikte değerlendirilmelidir.
Bir edebiyat dönemini tanımak, yalnızca eserlerin adlarını öğrenmek değildir. O eserleri meydana getiren insanların neden yeni bir anlatım yolu aradığını anlamaktır. Servetifünun edebiyatı da bize tam olarak bunu gösterir.