İnsan, sahip olduğu şeylerin kıymetini ne zaman anlar? Bir şeyleri kaybettiğinde mi, yoksa onlara ulaşmak için verdiği emeğin kendisini değiştirdiğini fark ettiğinde mi?
Hayao Miyazaki’nin Ruhların Kaçışı (Spirited Away) filmi, bu soruların peşinden giden, ilk bakışta bir çocuğun fantastik yolculuğunu anlatıyor gibi görünse de üzerinde düşünüldükçe farklı anlamlar kazanan bir animasyon.
On yaşındaki Chihiro, anne ve babasıyla yeni evlerine giderken terk edilmiş gibi görünen bir yerde kendisini bambaşka bir dünyanın içinde bulur. Anne ve babası domuzlara dönüşür, Chihiro ise ruhların ve tanrıların uğradığı bir hamamda çalışmak zorunda kalır. Bu yolculukta karşılaştığı her karakter, onun kendisini ve dünyayı yeniden tanımasına yardımcı olur.
Fakat filmi yalnızca bir çocuğun ailesini kurtarma hikâyesi olarak değerlendirmek eksik kalır. İnsanın istekleri, açgözlülük, emek, kimlik, unutmak, hatırlamak ve tabiatla kurduğu ilişki gibi pek çok konu aynı hikâyenin içinde yer alır.
Bana göre Ruhların Kaçışını bu kadar kıymetli yapan şey, izleyicinin karşısına hazır cevaplar çıkarmaması. Film boyunca gördüğümüz olaylar, karakterlerin davranışları ve karşılaştıkları güçlükler üzerinden düşünmemizi bekliyor.
Bu yazıda filmin konusunu, karakterlerini, önemli sahnelerini ve taşıdığı anlamları inceleyeceğiz. Ayrıca Japon inanç dünyasından gelen unsurların hikâyeye nasıl yerleştirildiğine ve filmin bugün de neden izlenmeye değer olduğuna bakacağız.
Spoiler uyarısı: Bu incelemede filmin önemli olayları, karakterlerin gerçek kimlikleri ve finali hakkında ayrıntılar bulunmaktadır.
Ruhların Kaçışı Filminin Konusu Nedir?
Ruhların Kaçışı, yeni bir eve taşınmakta olan Chihiro isimli küçük bir kızın ailesiyle birlikte yanlış bir yola sapmasıyla başlar. Babasının kullandığı otomobil, onları terk edilmiş gibi görünen bir yerleşim alanına götürür.
Anne ve babası çevredeki yiyecekleri izinsiz biçimde yemeye başlar. Chihiro ise bu yerin kendisine güven vermediğini hisseder ve oradan ayrılmak ister. Ancak hava kararmaya başladığında anne ve babasının domuzlara dönüştüğünü görür.
Kısa süre önce sıradan bir yolculuk yapan küçük kız, artık insanlarla ruhların bir arada bulunduğu başka bir dünyadadır.
Burada Haku isimli bir çocukla karşılaşır. Haku, Chihiro’ya yardım eder ve hayatta kalabilmesi için bir iş bulması gerektiğini söyler. Bunun üzerine Chihiro, ruhların yıkandığı büyük bir hamamı işleten Yubaba’nın yanına gider.
Yubaba, Chihiro’yu çalıştırmayı kabul eder; fakat onun adından bir parçayı alır ve ona Sen diye seslenmeye başlar. Böylece Chihiro, kendi kimliğini unutma tehlikesiyle karşı karşıya kalır.
Hamamda çalışmaya başlayan Chihiro, pek çok farklı ruhla tanışır. Bazıları ona yardım ederken bazıları işlerini zorlaştırır. No-Face adı verilen sessiz varlıkla kurduğu ilişki de bu yolculuğun önemli parçalarından biridir.
Zamanla Chihiro’nun asıl mücadelesinin yalnızca anne ve babasını kurtarmak olmadığını anlarız. Kendisini, geçmişini ve neye değer verdiğini unutmadan bu yabancı dünyada ayakta kalması gerekmektedir.
Filmin resmî tanıtımında da hikâye, Chihiro’nun ailesini kurtarıp kendi dünyasına dönebilmek için ruhların hamamında verdiği mücadele üzerinden anlatılır. Studio Ghibli’nin resmî film sayfasında yapım bilgileri ve film hakkında ayrıntılar yer almaktadır.
Ruhların Kaçışı Filminde Hangi Karakterler Var?
Filmin karakterleri yalnızca hikâyeyi ilerletmek için oluşturulmuş kişiler değildir. Her biri Chihiro’nun yolculuğuna başka bir anlam katar.
| Karakter | Özelliği ve hikâyedeki yeri |
|---|---|
| Chihiro (Sen) | Korkak ve çekingen başlayan, zamanla cesaret kazanan ana karakter |
| Haku | Chihiro’ya yardım eden, gerçek kimliğini hatırlamakta zorlanan ruh |
| Yubaba | Hamamı yöneten, çalışanları isimleri üzerinden denetleyen güçlü cadı |
| Zeniba | Yubaba’nın ikiz kardeşi; ilk bakışta sert görünse de daha sakin ve yardımsever |
| No-Face (Kaonashi) | Çevresindeki davranışlardan etkilenen, yalnız ve gizemli ruh |
| Kamaji | Hamamın kazan dairesini yöneten, sert görünüşünün altında iyilik taşıyan yaşlı adam |
| Lin | Chihiro’ya başlangıçta mesafeli davranan, daha sonra ona yardım eden hamam çalışanı |
| Boh | Yubaba’nın aşırı korunan, büyük yapılı bebeği |
Şimdi bu karakterlerin hikâyedeki yerini biraz daha yakından inceleyelim.
Chihiro: Korkak Bir Çocuktan Cesur Bir İnsana
Chihiro, filmin başında oldukça çekingen bir çocuktur. Yeni evine taşınmak istemez, alıştığı çevreden ayrıldığı için huzursuzdur ve karşısına çıkan güçlüklerde ne yapacağını bilemez.
Anne ve babasının domuzlara dönüşmesiyle birlikte bütün güven duygusunu kaybeder. Üstelik kendisini hiç tanımadığı bir yerde, kendisine karşı oldukça sert davranan insanların arasında bulur.
Ancak Chihiro’nun hikâyesi, birdenbire cesur bir kahramana dönüşmesi üzerine kurulu değildir. Onun değişimi küçük kararlarla gerçekleşir.
Önce çalışmayı kabul eder. Ardından kendisine yardım eden insanlara karşılık vermeye, sorumluluk üstlenmeye ve başkalarının ihtiyaçlarını fark etmeye başlar.
Özellikle kirli nehir ruhunun temizlenmesine yardım ettiği sahne önemlidir. Başlangıçta korktuğu bu varlık, aslında kirlenmiş bir nehrin ruhudur. Chihiro, onun bedenine saplanmış atıkları temizleyerek gerçek kimliğinin ortaya çıkmasına yardımcı olur.
Bu sahne, Chihiro’nun artık yalnızca kendisini kurtarmaya çalışan bir çocuk olmadığını gösterir. Başkalarının sorunlarını da görebilen ve çözüm için emek veren birine dönüşmüştür.
Bana göre Chihiro’nun asıl başarısı, korkusuz hâle gelmesi değil, korktuğu hâlde doğru olduğunu düşündüğü şeyleri yapabilmesidir.
Haku: Unutulan İsim ve Kaybolan Kimlik
Haku, Chihiro’nun bu yabancı dünyadaki en önemli yardımcısıdır. Onu korumaya çalışır, yol gösterir ve Yubaba’nın yönetimi altında nasıl hayatta kalabileceğini öğretir.
Fakat Haku’nun da kendisine ait bir sorunu vardır. Kendi adını ve nereden geldiğini unutmuştur.
Yubaba, çalıştırdığı insanların isimlerini değiştirerek onların eski kimlikleriyle kurdukları bağı zayıflatır. Chihiro’nun adını Sen olarak değiştirmesi de bu nedenle önemlidir.
Haku, Chihiro’ya gerçek adını unutmaması gerektiğini söyler. Çünkü insan kendi adını tamamen unutursa geçmişini ve nereden geldiğini de kaybedebilir.
Burada isim yalnızca bir kişiye seslenmek için kullandığımız kelime değildir. İnsanın kim olduğuyla, hatıralarıyla ve hayatıyla kurduğu bağı temsil eder.
Haku’nun gerçek kimliği ise filmin sonlarına doğru ortaya çıkar. Chihiro, çocukken düştüğü Kohaku Nehri’ni hatırlar. Bu nehrin ruhunun Haku olduğunu anlar. Haku da böylece kendisini yeniden tanır.
Bu karşılaşma, filmin en anlamlı noktalarından biridir.
İnsan bazen kendisini anlamak için geçmişinden gelen bir hatırlatmaya ihtiyaç duyar. Unuttuğunu sandığı bir şey, doğru zamanda yeniden karşısına çıktığında kim olduğunu hatırlamasını sağlayabilir.
Yubaba: Güç, İsim ve Çalışanlar Üzerinde Kurulan Hâkimiyet
Yubaba, ruhların hamamını yöneten güçlü bir cadıdır. Çalışanları üzerinde büyük bir otorite kurmuştur ve onların hayatlarını kendi kurallarına göre düzenler.
Onun en dikkat çekici özelliği, insanları isimleri üzerinden denetlemesidir. Chihiro’nun adını Sen olarak değiştirmesi, bu gücün en belirgin örneğidir.
Yubaba’nın hamamı aynı zamanda büyük bir işletme gibidir. Çalışanlar görevlerini yerine getirir, müşteriler para harcar ve herkes kendi çıkarını gözetir.
Ancak Yubaba’nın gücü yalnızca para ve makamdan kaynaklanmaz. İnsanların ihtiyaçlarını ve korkularını kullanarak onları kontrol altında tutabilir.
Yubaba’yı yalnızca kötü bir cadı olarak görmek de eksik olur. Çünkü filmin ilerleyen bölümlerinde onun annelik yönünü, Boh’a karşı aşırı korumacı davranışını ve kardeşi Zeniba ile arasındaki farklılıkları da görürüz.
Bu karakter, gücün insanı nasıl değiştirebileceğini ve bir insanın farklı durumlarda bambaşka davranışlar sergileyebileceğini gösterir.
Zeniba: Yubaba’nın Karşısındaki Daha Sakin Hayat
Zeniba, Yubaba’nın ikiz kardeşidir. İlk karşılaşmada tehditkâr bir karakter gibi görünür; fakat Chihiro onu tanıdıkça farklı bir yönünü keşfeder.
Yubaba büyük bir hamamı yönetirken Zeniba mütevazı bir evde, daha sakin bir hayat sürer.
Bu iki kardeş arasındaki karşıtlık oldukça anlamlıdır. Aynı aileden gelen iki insan, güç ve hayat anlayışı bakımından birbirinden farklı olabilir.
Zeniba, Chihiro’ya bir büyüyle yardım etmeye veya onun bütün sorunlarını çözmeye çalışmaz. Onunla konuşur, onu dinler ve birlikte çalışmasına izin verir.
Chihiro’nun Zeniba’nın evinde geçirdiği zaman, filmin en huzurlu bölümlerinden biridir. Hamamın kalabalığından ve sürekli değişen olaylardan uzaklaşan Chihiro, burada kendisini toparlama fırsatı bulur.
No-Face (Kaonashi): Açgözlülük ve Yalnızlık
No-Face, filmin en merak uyandıran karakterlerinden biridir. Yüzünde bir maske taşıyan, konuşmak yerine çevresinden aldığı seslerle iletişim kuran bu varlık, hikâyenin başında oldukça sessiz ve zararsız görünür.
Chihiro, No-Face’i hamama kabul eder. Fakat burada karşılaştığı insanların para ve altına verdiği önem, onun davranışlarını değiştirir.
No-Face, altın üretmeye ve çalışanların ilgisini çekmeye başlar. İnsanlar altın karşılığında ona yiyecek verir, onun isteklerini yerine getirmeye çalışır.
Bir süre sonra No-Face, önüne gelen her şeyi tüketen ve kendisini kontrol edemeyen bir varlığa dönüşür.
Burada dikkat çekici olan, No-Face’in kendi başına sürekli kötülük yapan bir karakter olarak gösterilmemesidir. Bulunduğu ortamın davranışlarını benimser. Hamamın açgözlü düzeninde giderek daha fazla tüketmeye başlar. Zeniba’nın evinde ise sakinleşir ve yardımcı olmaya yönelir.
Nippon.com’da yayımlanan, ilahiyatçı Masaki Akira’nın film üzerine değerlendirmesinde de No-Face’in çevresindeki insanların davranışlarını benimsemesi ve aşırı tüketimle kurulan ilişkisi üzerinde durulur. Yazının tamamını burada okuyabilirsiniz.
Bana göre No-Face, filmin en güçlü düşüncelerinden birini taşır: İnsan yalnızca sahip olduklarıyla değil, içinde bulunduğu ortamla ve çevresindekilerle kurduğu ilişkiyle de değişebilir.
Bir insanın her istediğini elde edebilmesi, onun mutlu olduğu anlamına gelmez. No-Face’in altınla doldurduğu dünya bile içindeki yalnızlığı ortadan kaldırmaz.
Ruhların Kaçışı Filminde Öne Çıkan Semboller ve Anlamları
Filmin başarısı, karakterlerin yanında kullandığı mekânlar ve olaylarla da ilgilidir. Bazı sahneler yalnızca hikâyeyi ilerletmez; aynı zamanda başka düşüncelere de kapı açar.
İsimlerin Alınması: İnsan Kendini Unutursa Ne Olur?
Chihiro’nun adının Sen olarak değiştirilmesi, filmin en önemli anlatım araçlarından biridir.
Yubaba, Chihiro’nun adındaki bazı işaretleri alarak onu Sen adıyla çalıştırır. Haku da geçmişte kendi adını unuttuğu için bu dünyanın içinde sıkışıp kalmıştır.
Japon kültüründe kelimelerin ve isimlerin gücü üzerine kurulmuş düşünceler bulunmaktadır. Nippon.com’da bu durum, söylenen sözlerin ve isimlerin dünyayla ilişki kurma biçimi üzerinde duran kotodama kavramıyla birlikte açıklanır.
Burada Chihiro’nun gerçek adını koruması, kendi kimliğini kaybetmemesi anlamına gelir.
İnsan nereden geldiğini ve kim olduğunu unuttuğunda başkalarının onu tanımlamasına daha kolay izin verebilir. Filmdeki isim değiştirme olayı da bu düşünceyi anlatır.
Hamam: Emek, Güç ve Tüketim
Ruhların hamamı, filmin büyük bölümünün geçtiği yerdir. Burası yalnızca doğaüstü varlıkların yıkandığı bir yapı değildir.
Hamamda çalışanlar, yöneticiler, müşteriler ve farklı görevleri olan pek çok karakter bulunur. Herkesin bir işi vardır ve bu işlerin yerine getirilmesiyle düzen devam eder.
Chihiro da burada çalışarak hayatta kalmayı öğrenir.
Hamamın yapısı üzerinden emek, güç ve para ilişkileri okunabilir. Yubaba’nın çalışanları denetlemesi, No-Face’in altınla insanları etkilemesi ve herkesin kendi çıkarını düşünmesi, bu dünyanın işleyişine dair önemli ayrıntılardır.
Akademisyenler James W. Boyd ve Tetsuya Nishimura’nın Journal of Religion & Film dergisinde yayımlanan araştırması da hamamın Japon Şinto inancıyla ilişkisini ve farklı kutsal varlıkların bir araya geldiği bir mekân oluşunu ele alır.
Akademik araştırmayı buradan okuyabilirsiniz.
Kirli Nehir Ruhu: İnsan ve Tabiat Arasındaki İlişki
Filmin en etkileyici sahnelerinden biri, Chihiro’nun kötü kokan bir ruhu temizlemeye çalıştığı bölümdür.
İlk başta herkes bu varlıktan rahatsız olur. Fakat Chihiro, onun bedeninde biriken çöpleri ve atıkları fark eder. Temizlik başladığında ruhun gerçek kimliği ortaya çıkar: Bu, kirletilmiş bir nehrin ruhudur.
Sahne oldukça güçlüdür. Çünkü izleyiciye doğanın kirlenmesinin yalnızca çevrede kötü bir görüntü oluşturmadığını, canlıların hayatını ve tabiatın kendi dengesini de etkilediğini hatırlatır.
Burada film, doğayı yalnızca insanların yararlandığı bir kaynak olarak görmez. Nehirlerin, ormanların ve diğer varlıkların da korunması gereken bir bütünün parçası olduğunu düşündürür.
Chihiro’nun bu ruhu temizlemesi, onun yalnızca kendi ailesini kurtarmaya çalışan biri olmaktan çıkıp çevresindeki hayatı da önemseyen birine dönüşmesini sağlar.
Tren Yolculuğu: Sessizlik ve İç Dünyaya Dönüş
Filmin en etkileyici sahnelerinden biri, Chihiro’nun No-Face ve Boh ile tren yolculuğuna çıkmasıdır.
Bu sahnede büyük bir hareket veya uzun konuşmalar yoktur. Tren suyun üzerinde ilerlerken yolcular sessizce oturur ve dışarıdaki manzara değişir.
Önceki sahnelerde sürekli hareket hâlinde olan Chihiro, burada daha sakin bir yolculuğa çıkar.
Bana göre bu yolculuk, insanın bazen bir yere ulaşmak için değil, düşüncelerini toparlamak için de yola çıkabileceğini gösterir.
Çevremizdeki her şeyin hızla değiştiği zamanlarda biraz durmak, sessiz kalmak ve ne yaptığımızı düşünmek de önemlidir.
Nippon.com’daki incelemede bu tren yolculuğu, yaşayanlar dünyası ile başka bir âlem arasındaki geçiş ve Chihiro’nun değişimi üzerinden yorumlanır.
Ruhların Kaçışı Filminde Japon İnançlarının ve Geleneklerinin Yeri
Ruhların Kaçışı’nı başka animasyonlardan ayıran unsurlardan biri, Japon inanç dünyasından ve halk anlatılarından yoğun biçimde yararlanmasıdır.
Filmde gördüğümüz ruhlar, ağaçlar, nehirler, hamam ve diğer mekânlar Japonya’nın Şinto inancıyla ilişkilendirilebilecek pek çok unsur taşır.
Şinto inancında kami adı verilen kutsal varlıklar yalnızca insan biçiminde düşünülmez. Dağlar, nehirler, ağaçlar ve tabiatın farklı parçaları da bu inanç dünyasında özel bir yere sahip olabilir.
Bu nedenle filmde doğa unsurlarının canlı ve kendine ait bir varlığı olan karakterler gibi gösterilmesi rastlantı değildir.
Özellikle Chihiro’nun karşılaştığı ruhların sıradan insanlardan farklı davranmaları, Miyazaki’nin kurduğu dünyanın kendi kuralları olduğunu gösterir.
Burada önemli bir noktaya dikkat etmek gerekir: Film, Şinto inancının doğrudan bir belgeseli değildir. Japon inançlarından, halk anlatılarından ve farklı düşünce geleneklerinden yararlanarak kendi fantastik dünyasını kurar.
Dolayısıyla filmdeki her karakteri belirli bir dinî varlığın doğrudan karşılığı olarak değerlendirmek doğru olmaz. Ancak Japon kültüründen gelen düşünce ve imgelerin hikâyeye katkısı oldukça belirgindir.
Ruhların Kaçışı Filminin Sonu Ne Anlatıyor?
Filmin sonunda Chihiro, ailesini kurtarmak için Yubaba’nın karşısına çıkar.
Yubaba, ona son bir sınav verir. Bir grup domuz arasından anne ve babasını bulmasını ister. Chihiro ise domuzların arasında ailesinin bulunmadığını anlar.
Bu cevap, onun artık başlangıçtaki korkak ve kararsız çocuk olmadığını gösterir.
Chihiro, yaşadığı olaylar boyunca kendisini geliştirmiş, insanları daha iyi tanımış ve karşılaştığı güçlükleri aşmayı öğrenmiştir.
Yubaba’nın verdiği söz yerine getirilir ve Chihiro ailesiyle birlikte kendi dünyasına döner.
Ancak film burada bile bütün soruları cevaplamaz. Haku ile Chihiro’nun yeniden karşılaşıp karşılaşmayacağı, ruhlar dünyasının bundan sonra nasıl devam edeceği veya Chihiro’nun yaşadıklarını ne kadar hatırlayacağı konusunda kesin açıklamalar yapılmaz.
Bu belirsizlik, filmin etkisini artıran unsurlardan biridir.
Çünkü Chihiro’nun yolculuğu yalnızca fantastik bir macera değildir. O, bu yolculuktan önceki kişi olarak geri dönmez. Korkularıyla karşılaşmış, çalışmış, başkalarına yardım etmiş ve kendi kimliğini korumayı öğrenmiştir.
Ailesiyle birlikte eve dönse de yaşadıkları onun hayatında kalıcı bir iz bırakmıştır.
Ruhların Kaçışı Neden Oscar Kazandı?
Ruhların Kaçışı, 2003 yılında düzenlenen 75. Akademi Ödülleri’nde En İyi Animasyon Film Oscar’ını kazanmıştır. Bu ödül, Hayao Miyazaki’nin yönetmenliğini yaptığı filmin dünya çapındaki başarısının önemli göstergelerinden biridir. Akademi’nin resmî ödül listesinde kazanan olarak Spirited Away yer almaktadır.
Filmdeki başarının yalnızca çizimlerden ve animasyon tekniğinden kaynaklandığını düşünmüyorum.
Öncelikle hikâye, izleyiciyi tek bir düşünceye mahkûm etmiyor. Çocuklar için bir macera, yetişkinler içinse kimlik, emek, açgözlülük, tabiat ve insan ilişkileri üzerine düşünmeye imkân tanıyan bir anlatı sunuyor.
İkinci olarak karakterler birbirinden farklı. Yubaba ile Zeniba, Haku ile No-Face ve Chihiro ile Boh arasında kurulan karşıtlıklar, hikâyeye derinlik katıyor.
Üçüncü olarak film, Japonya’nın inanç ve mimari mirasını anlatının içine yerleştiriyor. Bu dünya, yalnızca hayalî varlıkların bulunduğu bir yer değil; kendi geçmişi, kuralları ve anlamları olan bir hayat alanı gibi duruyor.
Bütün bunlar birleştiğinde ortaya yalnızca çocuklara yönelik bir animasyon değil, farklı yaşlardan insanların kendilerine göre anlam çıkarabileceği bir film çıkıyor.
Simeranyada’da daha önce incelediğimiz Only Yesterday ve A Silent Voice gibi animasyon filmleri de farklı konular üzerinden insanı anlamaya yöneliyor. Ruhların Kaçışı ise bunu Japon halk inançlarından ve fantastik bir yolculuktan yararlanarak yapıyor.
Ruhların Kaçışı Hakkında Sık Sorulan Sorular
Ruhların Kaçışı filmi ne zaman çıktı?
Ruhların Kaçışı, Japonya’da 20 Temmuz 2001 tarihinde gösterime girdi. Yönetmenliğini Hayao Miyazaki üstlendi. Film yaklaşık 125 dakika sürmektedir.
Ruhların Kaçışı filminin yönetmeni kimdir?
Filmin yönetmeni Hayao Miyazaki’dir. Yapım, Studio Ghibli tarafından hazırlanmıştır.
Chihiro neden Sen olarak çağrılıyor?
Yubaba, Chihiro’nun adındaki bir işareti alarak ona Sen adını verir. Bu durum, kızın gerçek kimliğini ve geçmişini unutmasına yol açabilecek bir denetim aracı olarak kullanılır.
Haku’nun gerçek kimliği nedir?
Haku, Chihiro’nun çocukken düştüğü Kohaku Nehri’nin ruhudur. Chihiro’nun bu anısını hatırlamasıyla Haku da kendi kimliğini yeniden bulur.
No-Face neden altın dağıtır?
No-Face, hamamda çalışanların altına duyduğu ilgiden etkilenir. İnsanların dikkatini çekmek ve onlardan kabul görmek için altın dağıtmaya başlar. Zamanla bu davranış aşırı tüketime ve kontrolsüz bir hâle dönüşür.
Ruhların Kaçışı filminde ne anlatılmak isteniyor?
Filmde kimlik, büyümek, emek, açgözlülük, aile, doğa ve inanç gibi konular işlenir. Chihiro’nun yolculuğu üzerinden insanın güçlükler karşısında kendisini tanıması ve doğru bildiği değerleri koruması anlatılır.
Ruhların Kaçışı hangi ödülü kazandı?
Film, 2003 yılında En İyi Animasyon Film dalında Akademi Ödülü kazanmıştır.
Ruhların Kaçışı çocuklar için uygun mudur?
Film fantastik bir animasyon olsa da bazı sahnelerinde korkutucu varlıklar, dönüşümler ve yoğun olaylar bulunur. Çocukların yaşına ve hassasiyetine göre bir değerlendirme yapmak yerinde olur.
Sonuç: Ruhların Kaçışı, Büyümenin ve Kendini Tanımanın Hikâyesi
Ruhların Kaçışı’nı değerli yapan şey, Chihiro’nun yalnızca anne ve babasını kurtarması değildir. Bu yolculuk boyunca nasıl bir insana dönüştüğüdür.
Başlangıçta korkan, ne yapacağını bilemeyen ve sürekli ailesinin yardımına ihtiyaç duyan bir çocuk vardır. Yolculuğun sonunda ise çalışmayı öğrenmiş, başkalarına yardım etmiş, sözünün arkasında durmuş ve kendi kimliğini korumuş biriyle karşılaşırız.
Haku’nun adını hatırlaması, No-Face’in bulunduğu ortama göre değişmesi, Yubaba’nın çalışanları isimleriyle denetlemesi ve kirli nehir ruhunun temizlenmesi… Bunların her biri filmin başka bir düşüncesini taşır.
Benim için filmin en önemli taraflarından biri, insanın ne istediği kadar bunu elde etmek için nasıl bir yol izlediğinin de önemli olduğunu göstermesi. No-Face’in altına sahip olmasına rağmen huzur bulamaması, Chihiro’nun ise küçük adımlarla ilerleyerek kendisini geliştirmesi bu düşüncenin iki farklı örneğidir.
Bir başka önemli nokta da insanın geldiği yeri unutmamasıdır. Haku’nun gerçek adını hatırlaması ve Chihiro’nun kendi adını koruması, insanın geçmişiyle kurduğu bağın önemini gösterir.
Ruhların Kaçışı, yalnızca fantastik karakterlerle dolu bir macera değildir. İnsan olmanın, emek vermenin, başkalarını anlamanın ve kendi kimliğini korumanın ne anlama geldiğini düşündüren güçlü bir eserdir.
İyi bir film izleyicisine yalnızca güzel vakit geçirtmez; bazen günler sonra bile üzerinde düşündüğü sahneler bırakır. Ruhların Kaçışı da bu filmlerden biri.